İNCELENEN KARARIN;
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2020/17 E., 2021/1367 K.
SUÇ: Silahlı terör örgütüne üye olma
HÜKÜM: İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı
İlk Derece Mahkemesince silahlı terör örgütüne üye olma suçundan verilen beraat hükmüne yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun’un) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Kastamonu Ağır Ceza Mahkemesinin, 26.11.2019 tarihli ve 2019/130 Esas, 2019/516 sayılı Kararı ile sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca beraat kararı verilmiştir.
2. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesinin, 12.11.2021 tarihli ve 2020/17 Esas ve 2021/1367 sayılı Kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik O yer Cumhuriyet savcısının istinaf başvurusunun, 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir
3. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 01.11.2022 tarihli ve onama görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet savcısının temyiz istemi özetle; avukat olan sanığın FETÖ/PDY terör örgütü içinde yer aldığına ilişkin ihbarlar üzerine başlatılan soruşturmada, sanığın 2015 yılında hakkında örgüt suçundan işlem yapılan ve aralarında üst düzey yönetim/finansman/il imamı/örgüt üyesi konumundaki kişilerin de bulunduğu şüpheliler ile birlikte örgütsel faaliyetlerde bulunmak üzere Hollanda gezisine katıldığı, sanığın savunmalarında, telefon görüşmelerinin mesleğinin gereği olduğunu, gezilerin örgüt tarafından düzenlenmediğini, ... Termal'e seyahatinin bulunduğunu, çocuklarını örgüt okullarına verdiğini ve Romanya gezisine il imamı dahil diğer kişilerin katıldığını beyan ettiği, fotoğraflar itibarıyla sanığın yalnızca KİAD üyeleriyle değil örgütün Kastamonu il yapılanmasında yer alan ve haklarında aynı suçtan işlem yapılan şahıslarla yurt dışı gezilerine çıktığı, sanık adına kayıtlı GSM hatlarından yoğun bir şekilde hakkında örgüt üyeliğinden işlem yapılan şahıslarla görüşmelerin ve tepe yöneticisi ile görüşmenin bulunduğu, örgüt üyeleriyle yurt dışı görüşmelerinin yoğunlukta olduğu, avukatlık bürosunca kullanılan telefondan 2016-2017 yıllarından önce ve sonra her ay düzenli ve ara sıra ayda birkaç kez yoğunlukla Türkmenistan ile görüşmelerin yapıldığı, bu durumun darbe teşebbüsünden sonra hiçbir örgüt üyesi ile irtibatını olmadığına ve davalarını dahi almadığına dair savunmalar ile çeliştiği, sanık avukatlık bürosu tarafından kullanılan hattın herkes tarafından kullanılabileceğini beyan etmiş ise de, yurt dışı gezilerine diğer ortakların katılmaması, ihbarlarda sanığının adının zikredilmesinin ve KİAD'a sadece sanığın üye olması hususlarının göz önünde bulundurulması gerektiği, ... A.'nın beyanlarında sanığın avukatlar arasında düzenlenen toplantılara katıldığını ve sanığın evinde de toplantı düzenlendiğini beyan ettiği değerlendirildiğinde, sanığın silahlı terör örgütüne üye olma suçundan cezalandırılması gerektiğine ve sair sebeplere ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
23.05.2015-26.05.2015 tarihleri arasında düzenlenen Hollanda gezisinin örgüt faaliyeti kapsamında olduğunu ve sanığın bu geziye örgüt faaliyetinin icrası amacıyla katıldığını gösterir, geziye katılanların sanığın üzerine atılı suçtan soruşturma ve kovuşturma yapılan kişiler olmasından başkaca somut bir delilin bulunmadığı, geziye katılanlar arasında soruşturma ve kovuşturmaya tabi tutulmayan şahısların da bulunduğu, örgüt yöneticisiyle yahut örgüt üyeleriyle telefon görüşmelerinin içeriğini gösteren delilin dosya kapsamında bulunmadığı, avukatlık bürosunca kullanılan hat ile yapılan görüşmelerin savunmaları doğrular şekilde mesleki görüşmeler olabileceği ve bunun aksine bir delilin de bulunmadığı, sanık hakkında soruşturma aşamasında beyanı alınan A.A.'nın yargılandığı dosyadaki beyanlarında, 2010 yılında Kastamonu'dan ayrıldığının sabit olması ve bu tarihten sonrasına ilişkin açıklamalarının bulunmaması karşısında, A.A'nın sanığa isnat ettiği eylemlerin yapının silahlı terör örgütü olarak kabul edildiği tarihlerden öncesine dair olduğu, bu nedenle yargılama aşamasında tekrar beyanına başvurulmadığı, kovuşturma aşamasında beyanları alınan H.Ç.'nin, 2001-2005 yılları arasında sanığın sohbet gruplarında sohbete katıldığını gördüğünü, örgüt üyeliği anlamında bir beyanının söz konusu olmadığını, örgütsel faaliyetine şahit olmadığını, mütevelli heyetinden bahsederken sohbetlerden bahsettiğini, etkin şekilde rol aldığı hususunun da sohbetlere ilişkin olduğunu, sanığın evinde de sohbete gittiklerini, 2005 yılı sonrasına dair sanık ile ilgili bilgi sahibi olmadığını beyan ettiği, sohbete ilişkin beyanı dışında örgütsel faaliyete dair açıklamasının bulunmadığı, husumetten kaynaklı bir beyanı olmadığı düşünülse dahi 2005 yılına dair bu beyanın örgüt üyeliği anlamında değerlendirilemeyeceği, Yerleşik Yargıtay içtihatları da göz önünde bulundurulduğunda, sanığın ... İş Adamları Derneği üyeliğinin, ... Termal'e seyahatinin bulunmasının ve çocuklarını örgütün okullarına göndermesinin de örgüt üyeliği anlamında herhangi bir faaliyetine rastlanmaması ve bu anlamda somut bir delile ulaşılamaması karşısında örgüt üyeliği delili olarak kabul edilemeyeceği, sanığın açılan hesaba rağmen Bank Asyada herhangi bir hesap hareketinin bulunmadığı nazara alındığında, sanığın eylemlerinin tarihi ve niteliği itibariyle örgüt ile iltisak ve örgüte sempati boyutunda kaldığı, silahlı terör örgütüne üye olduğuna ya da yardımda bulunduğuna dair somut bir delile ulaşılamadığı anlaşılmakla, atılı suçtan beraatine karar verildiği belirlenmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı belirlenmiştir.
IV. GEREKÇE
Mahallinde hukuka uygun olarak ikame olunup usulünce tartışılan delillere ve dosya kapsamına göre, tanıklar A.A. ve H.Ç.'nin beyanlarında sanığın örgütün operasyonel faaliyetlerinin başlamasından ve gerçek yüzünün ortaya çıkmasından önceki süreçlerde sohbetlere katıldığına ilişkin anlatımlarda bulundukları, sanığın 2005 yılı açılış tarihli Bank ... hesabında herhangi bir hesap hareketliliğinin bulunmadığı, sanık hakkında yapılan soyut ve ayrıntısız ihbarların, sanığın katıldığı yurt içi ve yurt dışı gezilerin, otel konaklamalarının ve içeriği tespit edilemeyen HTS irtibatlarının örgütsel faaliyetler yürütmek amacıyla yapıldığına ilişkin savunmaların aksini ispat eden bir delil elde edilemediği, bu kapsamda örgüte müzahir dernek üyeliğinin de tek başına örgütsel faaliyet yahut delil olarak değerlendirilemeyeceği gözetildiğinde, sanığın eylemlerinin örgüt hiyerarşisine dahil olduğunu gösterir biçimde çeşitlilik, devamlılık ve yoğunluk içermemesi karşısında, örgüt üyesi olarak kabul edilmesine yasal olanak bulunmadığı ve isnat edilen suçtan mahkumiyetini gerektirir her türlü şüpheden uzak mahkûmiyetine yeterli, kesin ve inandırıcı delil de elde edilemediği anlaşılmakla, İlk Derece Mahkemesince sanık hakkında verilen beraat kararına ilişkin olarak Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen esastan ret kararında bir isabetsizlik bulunmadığı belirlenmekle, hükümde hukuka aykırılık bulunmamıştır.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesinin, 12.11.2021 tarihli ve 2020/17 Esas, 2021/1367 sayılı Kararında Bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet savcısınca öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca
Kastamonu Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
13.02.2023 tarihinde karar verildi.