İNCELENEN KARARIN;
MAHKEMESİ:Ceza Dairesi
SAYISI: 2022/888 E.-2022/870 K.
SUÇ: Silahlı terör örgütüne üye olma
HÜKÜM: İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Temyiz başvurusunun esastan reddi ile hükmün onanması
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.Şanlıurfa 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 29.06.2022 tarihli ve 2022/499 Esas, 2022/385 sayılı Kararı ile sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 314. maddesinin ikinci fıkrası ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun 5. maddesinin birinci fıkrası uyarınca 6 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
2.Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin, 29.09.2022 tarihli ve 2022/888 Esas, 2022/870 sayılı Kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafiinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
3.Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 18.10.2022 tarihli ve onama görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur..
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafinin temyiz istemi, tanık beyanının çelişkili olduğu, HTS kayıtlarının çelişkili olduğu, hukuka aykırı şekilde elde edildiğinden cezalandırma gerekçesi olamayacağı, aramaların periyodik olarak düzenli aralıklarla yapılmadığı, sanığın suçu işlediği iddia edilen tarihlerde FETÖ/PDY terör örgütünün olmadığı, kanunsuz suç ve ceza olmayacağına, tanık sorgulama hakkı ihlal edildiğinden adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine, sanığın suç işleme amacını bilerek silahlı terör örgütüne girmesinin söz konusu olmadığı, sanığa atfedilen eylemlerin suç teşkil etmediği, suçun manevi unsurunun oluşmadığı, dosyada kesin ve inandırıcı delil bulunmadığına ve sanığın tahliyesine karar verilmesine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda; hukuka uygun olarak elde edilen (HTS) kayıtlarının incelenmesinde, “sanığın kendi kullanımında olan 553(...)(..)(..) GSM nolu hattının Balıkesir ve Ankara illerindeki ücret karşılığı kullanıma sunulan farklı farklı sabit hatlı telefonlardan, toplam 8 kez arandığı, ardışık aramaya konu edilen şahısların sanık gibi askeri öğrenci olup aynı rütbede ve kuvvete mensup kişiler olması, sanığın ardışık olarak arandığı ve kovuşturma aşamasında tanık olarak dinlenen bir kısım asker şahısların anlatımlarının, sanığın örgüt ile irtibat ve iltisakı olduğuna yönelik aleyhe içerik taşımadıkları anlaşılmaktadır fakat sanığın ardışık arandığı bu bir kısım asker şahıslardan bazılarının Etkin Pişmanlık Hükümlerinden yararlanan sanık konumunda oluşları ve FETÖ/PDY ile irtibat ve iltisaklarını ikrar edişleri, yargılamaya konu olan aramaların niteliğini ortaya koymak bakımından belirleyici vasıfta oldukları vicdani kanaatine varılmıştır, aramaların gerçekleştirildiği zaman, konuşma süreleri, sanığın farklı sabit hatlardan aranması, aranmaların makul görünmemesi nazara alındığında, sanığın örgütün iletişim metotlarından olan “ankesörlü/sabit hatlardan aranma” gizli iletişim sistemine dahil olduğu anlaşılmakla, her ne kadar sanık atılı suçlamayı kabul etmemiş ve kendisini örgüt elemanlarının aramadığını beyan etmiş ise de inkara yönelik savunmalarının kendini suçtan kurtarmaya yönelik olduğu anlaşıldığından, sanığın silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan cezalandırılmasına karar verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE
Örgüt mensuplarınca örgütün amacı doğrultusunda ve örgütsel faaliyet kapsamında işlenen eylem ve faaliyetlerinin ayrıca suç teşkil etmeleri gerekmediğinden sanık müdafisinin bu hususa ilişkin temyiz nedeni yerinde görülmemiştir.
Dairemizce ardışık ve sabit hatlardan örgütün mahrem imamları tarafından yapılan aramaların örgütün haberleşme yöntemi kabul edildiğine dair istikrarlı kabulü nedeniyle sanık müdafisinin bu hususa ilişkin temyiz nedeni de yerinde görülmemiştir.
Dairemizin 13.11.2019 tarihli 2018/5526 – 2019/6842 sayılı Kararında detayları belirtildiği şekilde, Dairemizce örgütün iletişim yöntemi olduğu kabul edilen ardışık arama ve ankesörlü telefon ile haberleşme yöntemlerince sanığın örgütün mahrem imamları tarafından ardışık yöntemle arandığı ve örgütsel toplantılara katıldığına ilişkin tanık Y.E. Aytin'in beyanı gözetilerek sanığın örgüt hiyerarşi yapısına girerek silahlı terör örgütüne üye olma suçunu işlediği kabul edilen yerel mahkeme hükmü ve bölge adliye mahkemesinin esastan reddi ile hükmün onanmasına ilişkin kabulüne dair sanık hakkında kurulan hükümde, yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapılması, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlenmesi, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilenmesi, özleri değiştirilmeksizin tartışılması, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırılması, eylemin doğru olarak nitelendirilmesi ve kanunda öngörülen suç tipine uyması, yaptırımın kanuni bağlamda şahsileştirilmek suretiyle uygulanması, sanığın da mahkeme huzurunda kabul etmiş olduğu telefon numarasının örgütün hiyerarşik yapısının içinde olduğunu gösterir bir şekilde ankesör aramalarında ardışık olarak örgütün şifreli haberleşme yöntemine uygun olarak arandığı ve aranan kişilerle aynı rütbe, makam, sınıf olarak denk olduğu ayrıca sanık hakkında tanık Y.E. Aytin'in beyanında kendisinin örgüt içerisinde askeri mahrem yapılanmada 'doktor' olarak adlandırılan mahrem imamlardan olduğu sanığın da kendisinin bizzat ilgilendiği öğrenci olduğu ve görüşmeleri ankesörlü telefonla yaptıklarını belirttiği ve sanığın örgütsel faaliyet olarak örgüt toplantılarına katıldığı tanık anlatımı ile uyumlu olması nedenleriyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin, 29.09.2022 tarihli ve 2022/888 Esas, 2022/870 sayılı Kararında sanık müdafiince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Şanlıurfa 2. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
21.03.2023 tarihinde karar verildi.