İNCELENEN KARARIN;
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2020/95 E., 2020/2151 K.
SUÇ: Silahlı terör örgütüne yardım etme
HÜKÜM: İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Temyiz isteminin esastan reddi ile ek kararın onanması
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun’un) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası ve Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 24.02.2022 tarihli 2019/573 Esas 2022/119 sayılı Kararı uyarınca müdafiiyle takip edilen davalarda kanun yolu başvurusu için sanığa ayrıca tebligat yapılmasına ilişkin olması gereğince temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle,
Sanık müdafiine 09.01.2021 tarihinde usulüne uygun olarak tebliğ edilen kararı 5271 sayılı CMK'nın 291/1 inci maddesinde öngörülen süreden sonra sanık eşinin 10.06.2022 tarihinde temyiz etmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince aynı Kanunun 296/1 inci maddesi gereğince 14.06.2022 günlü ek karar ile temyiz talebinin reddine karar verildiği ancak; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 24.02.2022 tarihli 2019/573 Esas 2022/119 sayılı Kararında belirtildiği üzere, temyize konu kararın ayrıca sanığa tebliğinin gerekli olması ve dosya içeriğine göre İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin anılan kararının sanığa tebliğ edilmediği, sanık eşinin hakkındaki kararı öğrenmesi üzerine 10.06.2022 günün temyiz talebinde bulunduğu ve temyiz kanunu yolu başvurusunun süresinde yapıldığı anlaşılmakla, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin temyiz isteminin reddine ilişkin ek kararı kaldırılarak, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. İzmir 14. Ağır Ceza Mahkemesinin, 30.10.2019 tarihli ve 2017/110 Esas, 2019/370 sayılı Kararı ile sanık hakkında silahlı terör örgütüne yardım etme suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 220 inci maddesinin yedinci fıkrası delaletiyle 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 220 inci maddesinin yedinci fıkrası, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun (3713 sayılı Kanun) 5 inci maddesinin birinci fıkrası, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesi, 63 üncü maddesi uyarınca mahkumiyetine karar verilmiştir.
2. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 25.12.2020 tarihli ve 2020/95 Esas ve 2020/2151 sayılı Kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik, suç tarihi itibarı ile 65 yaşından büyük olan sanık hakkında, verilen sonuç cezanın TCK'nın 51/1 inci maddesi gereğince ertelenmesi mümkün olmasına rağmen, bu yönde bir değerlendirme yapılmadığı görülmüş ise de, suçtan pişman olduğunu beyan etmeyen veya pişmanlığı diğer eylemleri ile duruşma tutanaklarına yansımayan sanığın, tekrar suç işlemeyeceği hususunda oluşan bir kanaat bulunmaması dikkate alınarak sanık hakkında ceza süresi yönünden erteleme şartları mevcut olmasına rağmen, diğer erteleme şartla karşılanmaması nedeni ile İlk Derece Mahkemesinin bu husustaki uygulama ve kabulünün yasa hükümlerine uygun olduğu değerlendirilmekle, sanık müdafiinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
3. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 14.06.2021 tarihli ve 2020/95 Esas ve 2020/2151 sayılı ek kararı ile sanık eşinin temyiz başvurusu hakkında, 5271 sayılı Kanun’un 296 ncı maddesinin birinci fıkrası gereği “temyiz isteminin süre yönünden reddine” karar verilmiştir.
5. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 03.11.2022 tarihli ve ek kararın onanması görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık eşinin temyiz istemi özetle;
1. Tebligatların müdafiine yapılmasından ötürü bilgi sahibi olmadığına,
2. Sanığın yaşından ve %95 oranında engelli olmasından dolayı müdafi atanmasının talep edildiğini ancak müdafii tarafından temyiz edilmemesinden dolayı hak kaybı doğduğuna,
3. Savunma hakkının kısıtlandığına,
4. Sanığın yaşından ve %95 oranında engelli olmasından dolayı müdafi atanmasının talep edildiğini ancak müdafi tarafından temyiz edilmemesinden dolayı hak kaybı doğduğuna,
5. Adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine,
6. Temyiz dilekçesinde belirtilen sair temyiz sebepleri ve sair hususlara,
ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Sanık savunması, dernek ve vakıf kayıtları, denetleme raporu, tanık beyanları, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı ile; sanığın Çankaya'da perde işi ile iştigal ettiği, Raif Cilasun Eğitim ve Kültür Vakfında İl Dernekler Müdürlüğünün cevabi yazısında sanığın İzmir Raif Cilasun Kuran Kursu ve Öğrencilerini Koruma ve Yaşatma Derneğinde üyeliğinin bulunduğunun, 21.05.2011-28.05.2014 tarihinde dernek organlarında görev aldığının bildirildiği, evveliyatında Eğitim ve Kültür vakfı olarak 1989 yılında tüzel kişilik kazanan vakfın daha sonradan Raif Cilasun Eğitim ve Kültür Vakfı olarak değiştirildiği, vakfın gayesinde özellikle kız ve erkek öğrencilerinin ortaokul ve lise eğitimine yardımcı olmak ve Kur'an-ı Kerim ve dini bilgilerine yardımcı olmak olduğu, vakfın 2000 li yıllarda FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün himayesine geçtiği, bu dönemlerde vakfın 2014 - 2015 yıllarında denetlenmesine ilişkin düzenlenen raporda; bağış makbuz kayıt defterlerinin tutulmadığı, bu yıllar arasında iç denetim raporlarının usulüne uygun tutulmadığı, yıl içinde yapılan muhtelif bağışların kayda alınmadığı, vakfa ait bir çok taşınmazın rayiç değerinin çok altında kiraya verildiği, kayıtlarda ödendiği kayda geçtiği halde bazı öğrencilere burs ödemesi yapılmadığı, sanığın hem bu vakfın hem de Raif Cilasun Kuran Kursu ve öğrencilerini Koruma ve Yaşatma derneğinin yönetiminde yer aldığı, dernek ve vakfın faaliyet konusu ve yönetim bazında içiçe geçtiği, aynı adreste bulundukları, derneğin bağışları kayıtlara toplu olarak işlendiği, toplanan bağışların neye istinaden ve nereden geldiği hususunda kayıtlarda açıklık olmadığı ve dolayısıyla bağışların kaynağının bilinemediği, tüm dosya kapsamı ile örgütün vakıfların ve derneklerin legal yapılanması arkasına sığınarak dini ve insani söylemleri kullanarak bu dernek ve vakıflar üzerinden lehlerine propaganda imkanı bulduğu, dini duygular sömürülerek burs, yardım, sadaka gibi adlarla toplanan paraların örgüte mali kaynak sağladığı, vakfın kuruluş amacına yönelik hareket etmediği, sanığın dernek ve vakıf üyelikleri ile talimat sonrası Bank Asyada para artışı sağlaması eylemlerinin örgüte sempati duymak ya da soyut olarak desteklemek derecede hafif olmadığı ve fakat yine eylemlerinin disiplinli ve sürekli destek şeklinde örgüt üyeliği seviyesinde de olmadığı, salt yardım düzeyini aşmadığı ve örgüt hiyerarşisi içine dahil olduğuna dair dosya kapsamında yeterli delil bulunmadığı, sanığın eylemlerinin bu bağlamda bir bütün olarak değerlendirildiğinde örgütün hiyerarşik yapısına dahil olmamakla birlikte bilerek ve isterek silahlı terör örgütüne yardım niteliğinde ortaya çıktığı dolayısıyla sanığın her ne kadar örgüt üyeliğinden cezalandırılması için kamu davası açılmış ise de ; sanığın eylemi örgütün hiyerarşik yapısına dahil olmamakla birlikte bilerek ve isterek silahlı terör örgütüne yardım olarak açığa çıktığı, her ne kadar sanık hakkında Uyap sisteminde yer alan mahkeme dosyası ile birleştirilmesine karar verilen 2017/35321 Esas sayılı birleştirme talepli açılan iddianamesinde sanık hakkında hizmet sebebiyle güveni kötüye kullanmak suçundan dolayı da kamu davası açılmış ise de; sanığın vakıftaki yöneticiği dönemindeki vakıf zararına olan eylemleri bir bütün olarak silahlı terör örgütüne bilerek ve isteyerek yardım etme suçu içerisinde değerlendirildiği zira sanığın kastının bilerek ve isteyerek yardım olduğu, eyleminin de yardım suçunu oluşturduğu ayrıca "Hizmet Nedeniyle Emniyeti Suistimal Etme" suçunu oluşturmasının imkanın da bulunmadığı, sonuç olarak sanığın Bank ...'da talimat sonrası para artışı ve FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisakı sebebi ile KHK ile kapatılan dernek ve vakıf üyelikleri birlikte değerlendirildiğinde sanığın eylemlerinin üzerine atılı FETÖ/PDY terör örgütüne yardım etme suçunun sübuta erdiği kabul edilerek eylemine uyan maddelere göre cezalandırılmasına karar verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, suç tarihi itibarı ile 65 yaşından büyük olan sanık hakkında, verilen sonuç cezanın TCK 51/1 inci maddesi gereğince ertelenmesi mümkün olmasına rağmen, bu yönde bir değerlendirme yapılmadığı görülmüş ise de, suçtan pişman olduğunu beyan etmeyen veya pişmanlığı diğer eylemleri ile duruşma tutanaklarına yansımayan sanığın, tekrar suç işlemeyeceği hususunda oluşan bir kanaat bulunmaması dikkate alınarak sanık hakkında ceza süresi yönünden erteleme şartları mevcut olmasına rağmen, diğer erteleme şartla karşılanmaması nedeni ile ilk derece mahkemesinin bu husustaki uygulama ve kabulünün yasa hükümlerine uygun olduğu değerlendirilmekle Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik bulunmadığı belirlenmiştir.
IV. GEREKÇE
1. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 25.12.2020 tarihli ve 2020/95 Esas ve 2020/2151 Karar sayılı gerekçeli kararının 09.01.2021 tarihinde sanık müdafiine usulüne uygun tebliğ edildiği, sanık müdafiinin söz konusu kararı CMK 291/1 inci maddesinde belirtilen yasal süresinde temyiz etmediği, sanık eşinin yasal süresinden sonra 10.06.2021 tarihinde söz konusu kararı temyiz ettiği, bölge adliye mahkemesince 14.06.2021 tarihinde verilen ek karar ile temyiz talebinin reddine karar verildiği, ek karara karşı sanık eşinin süresi içinde temyiz talebinde bulunduğu, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 24.02.2022 tarihli 2019/573 Esas 2022/119 sayılı Kararı uyarınca müdafiiyle takip edilen davalarda kanun yolu başvurusu için sanığa ayrıca tebligat yapılmasına ilişkin olduğu anlaşıldığından, sanığın 10.06.2021 tarihli temyiz talebinin süresinde olduğu kabul edilerek tebliğnamedeki ek kararın onanması yönündeki düşünceye iştirak edilmemiştir.
2.Sanığın UYAP'tan alınan ve dosya içerisine konulan nüfus kayıt örneğine göre hükümden sonra 21.09.2021 tarihinde öldüğü ve bu hususun kayıtlara işlendiği görülmekle, sanığın öldüğüne ilişkin kayıt araştırılarak TCK'nın 64/1 inci maddesi gereğince hukuki durumunun tayin ve takdirinde zorunluluk bulunması nedeniyle incelenen hüküm hukuka aykırı bulunmuştur.
V. KARAR
Gerekçe bölümünün (2) bendinde açıklanan nedenle sanık eşinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 25.12.2020 tarihli ve 2020/95 Esas ve 2020/2151 sayılı Kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca İzmir 14. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
22.03.2023 tarihinde karar verildi.