TUTUKLU
İNCELENEN KARARIN;
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SUÇ: Silahlı terör örgütüne üye olma
HÜKÜM: İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Temyiz başvurusunun esastan reddi ile hükmün onanması
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.Balıkesir 3. Ağır Ceza Mahkemesinin, 03.03.2022 tarihli ve 2021/41 Esas, 2022/73 sayılı Kararı ile sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun 5 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca 6 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
2.Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 01.07.2022 tarihli ve 2022/812 Esas, 2022/1411 sayılı Kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafiinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
3.Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 05.11.2022 tarihli ve onama görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur..
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafinin temyiz istemi, tanık beyanlarının çelişkili olduğu, etkin pişmanlıktan yararlanan tanıkların ifadelerine itibar edilmemesi gerektiği, HTS kayıtlarına göre ardışık şekilde aranmadığı, HTS kayıtlarının cezalandırma gerekçesi olamayacağı, sanığın suçu işlediği iddia edilen tarihlerde FETÖ/PDY terör örgütünün olmadığı, sanığın suç işleme amacını bilerek silahlı terör örgütüne girmesinin söz konusu olmadığı, sanığa atfedilen eylemlerin suç teşkil etmediği, suçun manevi unsurunun oluşmadığı, dosyada kesin ve inandırıcı delil bulunmadığına ve sanığın tahliyesine karar verilmesine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
İlk derece mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda sanığın Kara Kuvvetleri Komutanlığında Astsubay rütbesi görev yaptığı, sanığın kullandığı 0533 (...) (..) (..) numaralı GSM hattından Şanlıurfa, İzmir, Iğdır ve Sivas illerinde bulunan sabit/ankesörlü hatlardan gerçekleşen aramalarda yukarıda detaylarına yer verilen ve kendisi gibi askeri personel olan şahıslarla/tanıklarla 5 adet ardışık aramasının bulunduğunun HTS kayıtlarının incelenmesinden anlaşıldığı, sanığın ardışık olarak arandığı asker şahıslarla aynı kuvvete mensup olduğu, ardışık arandıkları ile tanık İ.H.K. haricinde rütbece denk konumda bulundukları, aramaların gerçekleştiği tarihte sanığın, tanıklarla aynı ilde bulunduğu, periyodik aralıklarla gerçekleşmiş aramalarının bulunduğunun anlaşıldığı, aramaların tek taraflı ve kısa süreli olduğunun görüldüğü, aramaların mesai saatleri dışında gerçekleştiği, bu haliyle gerçekleşen aramaların Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 2018/5526 Esas ve 2019/6842 Karar sayılı ilamı ile belirlenen kriterleri sağladığı, diğer yandan tanıklar K.Y. ve İ.Ü.'nün dosya kapsamında alınan beyanlarından da anlaşılacağı üzere, sanığın 2006-2011 yılları arasında görev yaptığı Gaziantep ilinde örgüte ait evde kaldığı ve bu süreçte tanık İ. Ü.'nün kendilerinden sorumlu İhsan (A/K) şahsın talimatı ile sanığın kaldığı eve yerleştiği, sanığın tanık İ. Ü. ile beraber gruplandırıldığı ve İhsan (A/K) isimli şahsın sorumluluğu altında sohbet adı altında düzenlenen örgütsel görüşmelere katıldığı, devamında 2011 yılında sanığın atamasının KKTC'ye yapıldığı, sanığın bu süreçte örgütle irtibatını kesmediği ve örgütün mahrem yapılanması kapsamında, işleyişine uygun olarak KKTC'de kendisinden sorumlu mahrem imamı ile irtibatlandığı ve burada tanık K.Y. ile birlikte gruplandırıldığı, sanığın burada sorumlu mahrem imamı ile örgütsel görüşmelere katıldığı, sanığın anlatılegelen süreç içerisinde katıldığı bu örgütsel görüşmelerde, örgüt ideolojisinin benimsetilmesi adına örgüt ele başına ait kitapların okutulup videolarının seyrettirildiği, sanığın bu görüşmelerde örgütün maddi anlamda desteklenmesi adına "kurban, himmet" adı altında bağışlarda bulunduğu, sanığın kendisinden sorumlu örgütsel hiyerarşide "Öğretmen" olarak tabir edilen, sivil/mahrem imamı ile tedbir kurallarına uyarak ankesörlü/kontörlü telefonlardan aranmak suretiyle irtibat kurduğu, bu bağlamda dosya kapsamında bulunan diğer delillerin tanık beyanları ile örtüşmesi hususları birlikte değerlendirildiğinde, sanığın örgütsel hiyerarşide "Öğrenci" konumunda yer aldığının anlaşıldığı, ankesör/kontörlü telefonlardan ardışık olarak aranmak sureti ile örgütün gizlilik prensibi çerçevesinde aldığı tebdirin gereklerine uygun olarak hareket ettiği, eylemlerinin çeşitlilik, süreklilik ve yoğunluk arz ettiği ve silahlı terör örgütünün hiyerarşik yapısı içinde bilerek ve isteyerek yer aldığının anlaşıldığı, bu suretle üzerine atılı suçu işlediği hususunda mahkemece her türlü şüpheden uzak, kesin ve tam bir vicdani kanaat hasıl olmuşarak sanığın silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan cezalandırılmasına karar verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE
Örgüt mensuplarınca örgütün amacı doğrultusunda ve örgütsel faaliyet kapsamında işlenen eylem ve faaliyetlerinin ayrıca suç teşkil etmeleri gerekmediğinden sanık müdafisinin bu hususa ilişkin temyiz nedeni yerinde görülmemiştir.
Dairemizce ardışık ve sabit hatlardan örgütün mahrem imamları tarafından yapılan aramaların örgütün haberleşme yöntemi kabul edildiğine dair istikrarlı kabulü nedeniyle sanık müdafisinin bu hususa ilişkin temyiz nedeni de yerinde görülmemiştir.
Dairemizin 13.11.2019 tarihli 2018/5526 – 2019/6842 sayılı kararında detayları belirtildiği şekilde, Dairemizce örgütün iletişim yöntemi olduğu kabul edilen ardışık arama ve ankesörlü telefon ile haberleşme yöntemlerince sanığın örgütün mahrem imamları tarafından ardışık yöntemle arandığı ve etkin pişmanlık kapsamında müdafi huzuru ile alınan tanık İ.Ü.'nün ve K.Y.'nin beyanına göre sanığın 2006-2011 yılları arasında görev yaptığı Gaziantep ilinde örgüte ait evde kaldığı ve bu süreçte tanık İ.Ü.'nün kendilerinden sorumlu İhsan (A/K) şahsın talimatı ile sanığın kaldığı eve yerleştiği, sanığın tanık İ. Ü. ile beraber gruplandırıldığı ve İhsan (A/K) isimli şahsın sorumluluğu altında sohbet adı altında düzenlenen örgütsel görüşmelere katıldığı, devamında 2011 yılında sanığın atamasının KKTC'ye yapıldığı, sanığın bu süreçte örgütle irtibatını kesmediği ve örgütün mahrem yapılanması kapsamında, işleyişine uygun olarak KKTC'de kendisinden sorumlu mahrem imamı ile irtibatlandığı ve burada tanık K.Y. ile birlikte gruplandırıldığı, sanığın burada sorumlu mahrem imamı ile örgütsel görüşmelere katıldığı, sanığın anlatılagelen süreç içerisinde katıldığı bu örgütsel görüşmelerde, örgüt ideolojisinin benimsetilmesi adına örgüt ele başına ait kitapların okutulup videolarının seyrettirildiği, sanığın bu görüşmelerde örgütün maddi anlamda desteklenmesi adına "kurban, himmet" adı altında bağışlarda bulunduğu, sanığın kendisinden sorumlu örgütsel hiyerarşide "Öğretmen" olarak tabir edilen, sivil/mahrem imamı ile tedbir kurallarına uyarak ankesörlü/kontörlü telefonlardan aranmak suretiyle irtibat kurduğu, bu bağlamda dosya kapsamında bulunan diğer delillerin tanık beyanları ile örtüşmesi hususları birlikte değerlendirildiğinde, sanığın örgütsel hiyerarşide "Öğrenci" konumunda yer aldığının anlaşıldığı, sanığın örgüt hiyerarşi yapısına girerek silahlı terör örgütüne üye olma suçunu işlediği kabul edilen yerel mahkeme hükmü ve bölge adliye mahkemesinin esastan reddi ile hükmün onanmasına ilişkin kabulüne dair sanık hakkında kurulan hükümde, yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapılması, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlenmesi, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilenmesi, özleri değiştirilmeksizin tartışılması, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırılması, eylemin doğru olarak nitelendirilmesi ve kanunda öngörülen suç tipine uyması, yaptırımın kanuni bağlamda şahsileştirilmek suretiyle uygulanması, sanığın da mahkeme huzurunda kabul etmiş olduğu telefon numarasının örgütün hiyerarşik yapısının içinde olduğunu gösterir bir şekilde ankesör aramalarında ardışık olarak olarak arandığı ve aranan kişilerle aynı rütbe, makam, sınıf olarak denk olduğu ve ayda bir örgütsel faaliyet olan örgüt toplantılarına katıldığı tanık anlatımları ile uyumlu olması nedenleriyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 01.07.2022 tarihli ve 2022/812 Esas, 2022/1411 Karar sayılı kararında sanık müdafiince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Balıkesir 3. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
25.04.2023 tarihinde karar verildi.