İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:Ceza Dairesi
SAYISI: 2020/681 E., 2021/1200 K.
SUÇ: Silahlı terör örgütüne üye olma
HÜKÜM: İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı
İlk Derece Mahkemesince verilen beraat hükmüne yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Ankara 13. Ağır Ceza Mahkemesinin 07.09.2020 tarihli 2020/35 Esas ve 2020/189 sayılı kararı ile sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesi ikinci fıkrası (e) bendi uyarınca beraatine karar verilmiştir.
2. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesinin, 15.06.2021 tarihli ve 2020/681 Esas, 2021/1200 sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik o yer Cumhuriyet savcısının istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
3. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 26.10.2022 tarihli ve onama görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet savcısının temyiz istemi özetle; sanığın talimat üzerine örgütün finans kaynaklarından olan Bank Asyada 30.01.2014 tarihinde 30.000 TL bedel üzerinden Bank ... nezdinde yeni katılım hesabı açtığına ve hesap bakiyesini 2014 yılı Nisan ayına kadar bu tutarda muhafaza ettiğine, sanığın talimat verilen dönemde hesap artışı yaparak örgüte destek sağladığına, tanık beyanına göre de; sanığın FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensubu ve mütevelli esnafı olduğuna, burs kurban vb. adlar altında himmet verdiğine, FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne bağışta bulunduğuna, mali analiz raporuna göre sanığın hakkında FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olma ve bağlıntılı suçlardan dolayı soruşturma/kovuşturma yürütülen şahıslarla sıkı mali irtibatının bulunduğuna, sanığın çeşitlilik ve devamlılık gösteren eylemlerinin FETÖ silahlı terör örgütüne üye olma suçunun oluşturması nedeniyle atılı suçtan mahkumiyetine karar verilmesi gerektiğine ve sair sebeplere ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Sanık ...'ın uzun yıllar serbest olarak müteahhitlik yaptığı, 2010'lu yıllardan sonra özel sektörde çalışarak emekli olduğu, sanığın FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile bağlantılı olduğu için kapatılmasına karar verilen ... ili ... ilçesi ... Mahallesi 112628 ada 1 parselde kaim öğrenci yurdunun sanık ...'ın müteveffa annesi N. Atabaş'ın adına olduğu, bu yurt arsasını sanığın bağışladığını ve annesinin adının verildiği iddia edilmiş ise de; celp edilen tapu kayıtlarında sanığın veya annesinin pasif tapu kayıtlarında isminin olmadığı, arsanın imar parseli olarak 2008 yılında ... Belediyesi adına tescil edildiği, aynı yıl S. A. isimli şahsa satıldığı, 2009 yılında ise bahsi geçen ... Eğitim A.Ş' ye satıldığı, 2015 te ise Özel ... Eğitim A.Ş ye satıldığı, 2016 yılında KHK ile Hazineye devredildiğinin anlaşıldığı, tanık B. A.'ın yurt arsası bağışladığını duyduğunu beyan ettiği, bu tanığın beyanlarının duyuma dayalı olduğu, arsa bağışlama eyleminin de olmadığının tapu kayıtları ile sabit olduğu, hazırlık ifadesinde sanığın esnaf mütevellisi olduğunu beyan etmiş ise de, mütevelli kavramının örgüte bağışta bulunan ve toplayan kişileri ifade ettiği, örgütün finansmanını sağlamak için dini duygularını ön plana çıkararak esnaftan ve halktan bu tür ünvanlar vererek para ve maddi destek toplama yöntemi olduğu, sanığın bu eylemlerinin örgütün gerçek yüzünün anlaşılmaya başlandığı 17-25 Aralık 2013'ten sonraki süreçte devam ettirdiğine dair delil olmadığı, sanığın savunmasının aksi yönünde dosyada başkaca
delil bulunmadığı, sanığın Bank ... hesabına örgüte destek amacıyla para yatırma isnadı ile ilgili olarak, Bank ... hesabı ile ilgili kayıtlarına bakıldığında, ilk hesabın 13.12.2005 tarihinde açtığı, 30.01.2014 tarihinde hesabına 30.000 TL para yatırdığı ancak 10.04.2014 tarihinde hesaptaki bakiyesini tamamen çektiği, başkaca para yatırma eylemi olmadığı gibi, bakiyesinde parada bulunmadığı, yatırılan miktarın bu miktarının da sanığın mal varlığına göre düşük olduğu, bankaya el koyma tarihi olan Mayıs 2015 ten çok önce parasını çekmiş olduğu, savunmasında yardım çağrısı döneminde diğer bankalarda mevduatının olduğunu, yardım amacı olsa o paraları da yatırabileceğini savunduğu, sanığın bu hesap hareketlerine bakıldığında örgütsel amaçlar ile söz konusu bankaya para yatırdığı hususu her türlü kuşkudan uzak bir şekilde tespit edilemediği anlaşılmış, sanık ile ilgili tespit edilen Bank ... kayıtlarının sanığın aleyhine değerlendirilmediği, sonuç olarak sanığın silahlı terör örgütü FETÖ/PDY'ye üye olma suçundan cezalandırılması talebi ile kamu davası açılmış ise de; sanığın atılı suçu işlediğinin kabul edilebilmesi için sürekli, çeşitli ve yoğunluk arz eden eylemlerinin bulunması gerektiği, sanığın suçun unsurlarının sübutuna elverişli eylemleri gerçekleştirdiği yönünde tam bir vicdani kanaatle mahkumiyetine yeterli ve nitelikli delil bulunmadığı, keza bahsi geçen terör örgütünün üyeliğine ilişkin nitelikli delillerden biri olan ByLock vb. isimli kapalı devre haberleşme sisteminin sanık tarafından kullanılmadığının da anlaşılmış bulunması karşısında, sanığın üzerine atılı suçları işlediğine dair soyut iddiasından başka her türlü şüpheden uzak mahkumiyetine yeterli, kanuni ve taktiri, kesin ve inandırıcı delil elde edilemediği anlaşıldığından CMK’nın 223/2-e maddesi gereğince beraatine karar verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE
Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumunun 29.05.2015 tarihli kararı ile temüttü hariç ortaklık hakları ile yönetim ve denetimi TMSF'ye devredilen ve 22.07.2016 tarihli kararı ile de 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nun 107 inci maddesinin son fıkrası gereğince faaliyet izni kaldırılıncaya kadar yasal bankacılık faaliyetlerine devam eden, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile iltisaklı ... Katılım Bankası A.Ş'de gerçekleştirilen rutin hesap hareketlerinin örgütsel faaliyet ya da örgüte yardım etmek kapsamında değerlendirilemeyeceği gözetilerek, örgüt liderinin talimatı üzerine örgütün amacına hizmet eden ve bankanın yararına yapılan ödeme ve sair işlemlerin, örgüte üye olmak suçu bakımından örgütsel faaliyet, tek başına ise örgüte yardım etmek olarak kabul edilebileceği nazara alındığında;
Dosyada mevcut Bank ... hesap kayıtları, tanık beyanı ile sanık savunmalarına göre; katılım hesapları açma, para yatırma, para çekme gibi bankacılık işlemlerini örgüt liderinin çağrısı ile yapmadığı ve savunmalarında üzerine atılı suçlamayı kabul etmeyen sanığın, Bank ... hesap hareketlerinin rutin bankacılık işlemlerinin dışında değerlendirilemeyeceği ve savunmalarının aksini ispat eden başkaca bir delil elde edilemediği, tanık beyanının tapu kayıtları ile uyuşmadığı ve ayrıca duyuma dayalı bilgiler olduğu, mali analiz raporundaki para transfer işlemlerinin örgütsel
amaçla yapıldığının anlaşılamadığı gözetildiğinde, eylemlerinin örgüt hiyerarşisine dahil olduğunu gösterir biçimde çeşitlilik, devamlılık ve yoğunluk içermemesi karşısında, örgüt üyesi olarak kabul edilmesine yasal olanak bulunmadığı, ayrıca sanığın örgüt liderinin talimatı doğrultusunda, örgüte yardım kastıyla hareket ettiği de tespit edilemediğinden her türlü şüpheden uzak mahkûmiyetine yeterli, kesin ve inandırıcı delil de elde edilemediği anlaşılmakla, İlk Derece Mahkemesince sanık hakkında verilen beraat kararına ilişkin olarak Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen esastan ret kararında bir isabetsizlik bulunmadığı belirlenmekle, hükümde hukuka aykırılık bulunmamıştır.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesinin, 15.06.2021 tarihli ve 2020/681 Esas 2021/1200 sayılı kararında Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet savcısının öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Ankara 13. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
27.02.2023 tarihinde karar verildi.