T. C.
Y A R G I T A Y
3. C E Z A D A İ R E S İ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
Y A R G I T A Y İ L Â M I
İNCELENEN KARARIN;
MAHKEMESİ:Ceza Dairesi
SAYISI: 2019/1796, 2021/941.
SUÇ: Silahlı terör örgütüne üye olma
HÜKÜM: İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
...'ın tebliğnameye ismini sehven yazıldığı anlaşılmıştır.
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Ankara 19. Ağır Ceza Mahkemesinin, 10.10.2019 tarihli, 2017/59 Esas ve 2019/306 sayılı kararı ile sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 314/2, 62/1, 53/1, 58/9, 63. maddeleri ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun (3713 sayılı) 3, 5/1. maddesi uyarınca 6 yıl 10 ay 15 ... hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına, cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ve sanık hakkındaki cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verilmiştir.
2. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesinin, 01.07.2021 tarihli, 2019/1796 Esas ve 2021/941 sayılı Kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
3. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 14.11.2022 tarihli onama görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
1. Sanıklar müdafinin temyiz istemi,
Yerel mahkeme kararının hatalı olduğuna, sanığın cezalandırılmasını gerektirir somut delil bulunmadığına, tanık beyanlarının tutarsız ve çelişkili olduğuna, tanıklar ile sanım arasında husumet olduğuna, tanık beyanlarına itibar edilemeyeceğine, delillerin hukuka aykırı olduğuna, suçun maddi manevi unsurları oluşmadığına, sanık lehine karar verilmesi gerektiğine, vesaireye ilişkindir.
2. Temyiz aşamasında vekalet sunan sanık müdafiinin 26.12.2022 tarihli temyiz istemi;
Sanığın etkin pişmanlıktan yararlanmak istediğine, bu kapsamda temyiz dilekçesinin ekini oluşturan sanığın etkin pişmanlık kapsamındaki anlatımları dikkate alınarak yeniden yargılamasının yapılıp ifadesi de alınarak hukuki durumunun yeniden takdirinin gerektiğine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince "tüm dosya kapsamı ve dinlenen tanık beyanlarından sanığın beşeri ve ticari ilişkilerini kullanmak sureti ile örgütün kermes gibi faaliyetlerinin gerçekleştirilmesi için yer temin ettiği, örgüt ile iltisakı bulunan yurtlara kurban derisi ve para toplamak sureti ile yardımda bulunduğu, ilçede bulunan esnaflardan ve vatandaşlardan yardım adı altında ayni ve nakdi yardım istediği, Elmadağ ilçesinde sohbet gruplarının üzerinde bulunan mütevelli heyeti içerisinde yer aldığı ve esasında sanığın örgüt yapılanması içerisinde Elmadağ ilçesinde ileri gelen isimlerinden olduğu, bu suretle Fetö/Pdy silahlı terör örgütünün Elmadağ ilçesindeki yapılanmasında aktif görev üstlendiği, örgütün kriminal yüzünün ortaya çıkmasından sonra da irtibatını devam ettirdiği anlaşılmakla, sanığın örgütün hiyerarşik yapısına dahil olduğu yani örgütle organik bağı bulunduğu, eylem ve faaliyetlerin süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk arz ettiği sabit olmakla FETÖ/PDY silahlı terör örgütü üyesi olduğu sonucuna varılmış..." gerekçesiyle silahlı terör örgütüne üye olma suçundan mahkumiyetine karar verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından gerekçeli karar başlığında suç tarihinin "25/08/2016" yerine "10/08/2016" olarak yazılması ile gözaltı tarihlerinin CMK'nın 232/2-d maddesine aykırı olarak hükmün başında belirtilmemesi, mahallinde eklenmesi ve infaz sırasında gözetilmesi mümkün görülmekle başkaca isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE
1.Ayrıntıları Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 2017/1809 esas ve 2017/5155 sayılı Kararında ve Dairemizce de benimsenen, istikrar kazanmış yargısal kararlarda açıklandığı üzere;
Örgüt üyesi, örgüt amacını benimseyen, örgütün hiyerarşik yapısına dahil olan ve bu suretle verilecek görevleri yerine getirmeye hazır olmak üzere kendi iradesini örgüt iradesine terk eden kişidir. Örgüt üyeliği, örgüte katılmayı, bağlanmayı, örgüte hakim olan hiyerarşik gücün emrine girmeyi ifade etmektedir. Örgüt üyesi örgütle organik bağ kurup faaliyetlerine katılmalıdır. Organik bağ, canlı, geçişken, etkin, faili emir ve talimat almaya açık tutan ve hiyerarşik konumunu tespit eden bağ olup, üyeliğin en önemli unsurudur. Örgüte yardımda veya örgüt adına suç işlemede de, örgüt yöneticileri veya diğer mensuplarının emir ya da talimatları vardır. Ancak örgüt üyeliğini belirlemede ayırt edici fark, örgüt üyesinin örgüt hiyerarşisi dahilinde verilen her türlü emir ve talimatı sorgulamaksızın tamamen teslimiyet duygusuyla yerine getirmeye hazır olması ve öylece ifa etmesidir.
Silahlı örgüte üyelik suçunun oluşabilmesi için örgütle organik bağ kurulması ve kural olarak süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gerektiren eylem ve faaliyetlerin bulunması aranmaktadır. Ancak niteliği, işleniş biçimi, meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı, örgütün amacı ve menfaatlerine katkısı itibariyle süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk özelliği olmasa da ancak örgüt üyeleri tarafından işlenebilen suçların faillerinin de örgüt üyesi olduğunun kabulü gerekir. Örgüte sadece sempati duymak ya da örgütün amaçlarını, değerlerini, ideolojisini benimsemek, buna ilişkin yayınları okumak, bulundurmak, örgüt liderine saygı duymak gibi eylemler örgüt üyeliği için yeterli değildir (Evik, Cürüm işlemek için örgütlenme, syf. 383 vd.).
Örgüt üyesinin, örgüte bilerek ve isteyerek katılması, katıldığı örgütün niteliğini ve amaçlarını bilmesi, onun bir parçası olmayı istemesi, katılma iradesinin devamlılık arz etmesi gerekir. Örgüte üye olan kimse, bir örgüte girerken örgütün kanunun suç saydığı fiilleri işlemek amacıyla kurulan bir örgüt olduğunu bilerek üye olmak kastı ve iradesiyle hareket etmelidir. Suç işlemek amacıyla kurulmuş örgüte üye olmak suçu için de saikin "suç işlemek amacı" olması aranır (... özel kısım syf. 263-266, Alacakaptan Cürüm İşlemek İçin Örgüt syf. 28, Özgenç Genel Hükümler syf. 280).
Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; silahlı terör örgütü FETÖ/PDY'nin cemaat olarak bilindiği dönem itibariyle süre gelen maddi ve nakdi yardımı bulunduğu anlaşılan sanığın, söz konusu yapının kamuoyunca da bilinen operasyonel eylemlerinden sonraki tarihte örgütsel nitelikte eylem ve faaliyetlerinin tespiti bakımından; tanıkların yeniden beyanları alınarak, sanığın anılan dönemden sonrasına ilişkin faaliyetinin bulunup bulunmadığı sorulduktan, eylem ve faaliyetlerinin tespiti halinde ise yer ve zaman sureti ile somutlaştırıldıktan sonra sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yetersiz belgelere dayanılarak eksik araştırmayla yazılı şekilde karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur.
2. Kabul ve uygulamaya göre ise;
Sanık müdafiinin 26.12.2022 tarihli dilekçesinde sanığın etkin pişmanlık hükümlerinden faydalanmak istediğini belirtmesi ve temyiz dilekçesinin ekini oluşturan sanığın etkin pişmanlık kapsamındaki anlatımlarında, kendisinin örgütsel faaliyetlerine ve yargılama aşamasında bildirmediği birtakım örgüt mensuplarına ilişkin bilgiler vermesi karşısında, hükmün kesinleşmesine kadar etkin pişmanlıkta bulunma imkanı da gözetilerek öncelikle sanığın duruşmada hazır edilerek ayrıntılı bir şekilde beyanlarının alınması, daha sonra vermiş olduğu bilgilerin, sanığın örgüt içerisindeki kaldığı süre, örgütsel faaliyet ve konumuna uygun doğruluk ve faydalılık durumunun ilgili birimlerden sorulması ile sonucuna göre sanık hakkında, 5237 sayılı Kanun'un 221 inci maddesinin dördüncü fıkrasının ikinci cümlesinde düzenlenen etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının karar yerinde tartışılarak bir karar verilmesinde zorunluluk bulunması, bozmayı gerektirmiştir.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle sanık müdafilerinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesinin, 01.07.2021 tarihli ve 2019/1796 Esas ve 2021/941 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi uyarınca Ankara 19. Ağır Ceza Mahkemesine, kararın bir örneğinin bilgi için Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
22.02.2023 tarihinde karar verildi.