İNCELENEN KARARIN;
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2022/907 E., 2022/1156 K.
SUÇ: Silahlı terör örgütüne üye olma
HÜKÜM: İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Onama
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.
Sanık müdafiilerin duruşmalı inceleme talebinin, 7079 sayılı Kanun’un 94 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 299 uncu maddesinin birinci fıkrası gereği yasal şartları oluşmadığından reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. İzmir 21. Ağır Ceza Mahkemesinin, 01.07.2022 tarihli ve 2022/73 Esas, 2022/304 sayılı Kararı ile sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun(5237 sayılı Kanun) 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun(3713 sayılı Kanun) 5 inci maddesinin birinci fıkrası ve 5327 sayılı Kanun'un 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları, 58 inci maddesinin dokuzuncu fıkrası ve 63 üncü maddesi uyarınca 6 yıl 13 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
2. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 18. Ceza Dairesinin, 15.09.2022 tarihli ve 2022/907 Esas, 2022/1156 sayılı Kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık ve müdafilerinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
3. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 20.11.2022 tarihli onama görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafilerinin temyiz istemi özetle; usul ve yasaya aykırı olacak şekilde teşdit uygulanmak suretiyle mahkumiyetine karar verildiğine, ardışık aramaya konu bir kısım tanıkların talep edilmesine rağmen mahkemece dinlenmediğine, eksik araştırma ile hüküm kurulduğuna, tanık beyanlarının çelişkili olduğuna, sabit hat aramalarının örgütsel olmadığına ve Yargıtayın aradığı kriterleri taşımadığına, sanığın mahkumiyetine yeterli delilin bulunmadığına, etkin pişmanlıktan faydalanan kişilerin beyanlarının hükme esas alınamayacağına, hata hükümlerinin değerlendirilmesinin gerektiğine, sanık hakkında yasada öngörülen tutuklama nedenlerinin bulunmadığına, suçun yasal unsurlarının oluşmadığına
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Sanığın 2010-2014 yılları arasında Hava Harp Okulunda askeri öğrenci olarak eğitim gördüğü, mezun olduktan sonra 2014 yılında İzmir Çiğli 2. Ana Jet Üs Komutanlığına pilot adayı olarak atandığı, 2016 yılı Eylül ayında görevinden geçici olarak uzaklaştırıldığı ve 2021 yılı Ocak ayında göreve iade edildiği, 2021 yılının Kasım ayında İzmir ili Güzelyalı ilçesinde bulunan Hava Eğitim Komutanlığı Kur. Başkanlığı Hrk. Eğt. Başkanlığı Uçuş Eğt. Şube Müdürlüğü Çok Uls. Uçş Eğt. Ks. Çok Uls. Uçş. Eğt. Sb.'na tayin olduğu anlaşılmıştır.
Sanığın babası olan H.K. adına kayıtlı 0 507 (...) (..) (..) numaralı GSM hattına dair ardışık arama kayıtları tespit edildiği, sanığın savunmasında bu hattı kullanmadığını beyan ettiği, dosyada mevcut 09.06.2022 tarihli HTS Analiz Raporunda bahse konu hattın sanığın amcası olan M.K. tarafından kullanılmış olabileceğinin değerlendirildiği, dolayısıyla sanığın bu hattı kullanmadığı sabit görülmekle, 0507 (...) (..) (..) numaralı GSM hattına dair tespit edilen ardışık arama kayıtlarının sanık aleyhine değerlendirilemeyeceği anlaşılmıştır.
Sanığın babası olan H.K. adına kayıtlı 0530 (...) (..) (..) numaralı GSM hattının sanık tarafından çeşitli kurumlara irtibat numarası olarak beyan edildiği, sanığın savunmasında bu hattı kullanmış olabileceğini beyan ettiği, dosyada mevcut 09.06.2022 tarihli HTS Analiz Raporunda bahse konu hattın sanık tarafından kullanılmış olabileceğinin değerlendirildiği görülmekle, 0530 (...) (..) (..) numaralı GSM hattının sanık tarafından kullanıldığı hususunda tereddüt bulunmadığı anlaşılmıştır.
Sanığın kullandığı sabit olan 0530 (...) (..) (..) numaralı GSM hattına ilişkin olarak düzenlenen 12.04.2022 tarihli Ankesör/Büfe Sorgu Raporuna göre, bu GSM hattının İstanbul ilinde bulunan FETÖ/PDY mahrem imamlarınca takibini yaptıkları askeri öğrenci/personel ile irtibat kurmak için kullanıldığı tespit edilen sabit/ankesörlü hattan 2014-2015 yılları arasında arandığı, 30.07.2014 ve 21.02.2015 tarihlerinde O.Ç. ile ardışık olarak arandığı,
Sanığa yapıldığı tespit olunan ankesörlü/sabit hat arama ve ardışık arama kayıtlarının incelenmesinde, sanığın O.Ç. ile ardışık olarak arandığı 30.07.2014 tarihinde İstanbul Hava Harp Okulunda askeri öğrenci olduğu, sanık ile ardışık olarak aranan O.Ç'nin ardışık aranma tarihinde sanık gibi İstanbul Hava Harp Okulunda askeri öğrenci olduğu, yine ardışık olarak arandıkları 21.02.2015 tarihinde sanık ve O.Ç.'nin İzmir Çiğli 2. Ana Jet Üs Komutanlığında pilot adayı olarak görev yaptıkları, hakkında FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan yargılama bulunan O.Ç.'nin mahkememizce tanık olarak alınan beyanında, örgüt ile irtibatının olmadığını, sanığın devre arkadaşı olduğunu, örgüt ile irtibatlı olup olmadığı hususunda bilgisinin bulunmadığını beyan ettiği, Kocaeli 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2022/9 Esas sayılı dosyasında FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan hakkında 2 yıl 4 ay hapis cezası ile mahkumiyetine karar verilen, etkin pişmanlık hükümlerinden faydalanan tanık O.A.'nın kollukta müdafii huzurunda şüpheli sıfatıyla alınan ifadesinde, 2012-2015 yılları arasında Hava Harp Okulunda örgüt adına asistan olarak görev yaptığı dönemde örgütsel anlamda ilgilenmiş olduğu askeri öğrenciler arasında sanık ve O.Ç.'nin de bulunduğunu beyan ettiği ve sanığı fotoğrafından teşhis ettiği, tanık O.A.'nın mahkemece alınan beyanında sanığı tam olarak hatırlayamadığını ancak kollukta yaptığı teşhis işleminde teşhis etmiş olduğu kişilerin küçük askeri üniformalı fotoğraflarının gösterildiğini, yapmış olduğu teşhis işlemlerinin doğru olduğunu beyan ettiği görülmekle, tanık O.A.'nın sanık ve tanık Oğuz ile askeri okulda örgütsel olarak ilgilendiğine dair beyanının ardışık arama kayıtları ile de doğrulandığı, sanığın Hava Harp Okulunda askeri öğrenci olarak eğitim gördüğü dönemde örgütsel sohbetlere katıldığı, bu dönemde sanık ile tanık Okan'ın örgüt adına askeri mahrem imam olarak ilgilendiği, askeri personel olduğu dönemde de örgüt ile irtibatının devam ettiği, sanığa yapıldığı tespit olunan 30.07.2014 ve 21.02.2015 tarihli ardışık arama kayıtlarının yukarıda ayrıntılı olarak açıklandığı üzere Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 13.11.2019 tarih ve 2018/5526Esas, 2019/6842 Karar sayılı ilamındaki kriterleri görev, görev yeri ve rütbe olarak karşılaması, tanık Okan'ın kollukta müdafii huzurunda sanık hakkındaki beyan ve teşhisi, bu beyan ve teşhisin doğruluğunu mahkememiz huzurunda beyan etmesi hususları hep birlikte değerlendirildiğinde, sanığa yapıldığı tespit edilen bu ardışık aramaların sanığın aleyhine FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olmak suçu yönünden delil vasfına haiz olduğu ve sanıktan sorumlu mahrem imam/ imamlarca yapıldığı kanaatine ulaşılmıştır.
Hakkında FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan Ankara CBS'nin 2021/271799 sayılı soruşturma dosyası bulunan tanık A.Ü'nün sanık hakkında aleyhe beyanının bulunmadığı, M.F.Ö. hakkında Erzurum 3. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2020/420 Esas sayılı dosyasında beraat kararı verildiği, M.F.Ö.'nün babası olan tanık M.Ö'nün beyanında, sanığı oğlunun arkadaşı olması nedeniyle tanıdığını, örgüt ile irtibatlı olup olmadığı hususunda bilgisinin bulunmadığını beyan ettiği görülmüştür.
Sanığın savunmalarında üzerine atılı suçlamayı kabul etmediği anlaşılmıştır.
Tüm bu hususların birlikte değerlendirilmesi neticesinde; yukarıda ayrıntılı olarak açıklanan sebeplerle, tanık O.A.'nın kollukta müdafii huzurunda sanık hakkındaki beyan ve teşhisi, bu beyan ve teşhisin doğruluğunu mahkememiz huzurunda beyan etmesi, bu beyanları doğrular nitelikte ardışık arama kayıtlarından da anlaşılacağı üzere, sanığın Hava Harp Okulunda askeri öğrenci olarak eğitim gördüğü dönemde örgütsel sohbetlere katıldığı, bu dönemde sanık ile tanık O.'nun örgüt adına askeri mahrem imam olarak ilgilendiği, askeri personel olduğu dönemde de örgüt ile irtibatının devam ettiği, sanığa yapıldığı tespit edilen 30.07.2014 ve 21.02.2015 tarihli ardışık aramaların Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 13.11.2019 tarih ve 2018/5526Esas, 2019/6842 Karar sayılı ilamındaki belirtilen kriterleri karşılaması da gözetilerek, bu ardışık aramaların sanıktan sorumlu mahrem imam/ imamlarca yapıldığı anlaşıldığından, sanığın tüm bu eylemlerinin silahlı terör örgütünün hiyerarşik yapısına dahil olduğunu gösterir biçimde çeşitlilik, devamlılık ve yoğunluk içerdiği, sanığın örgütle organik bağ kurduğu, böylelikle sanığın sempati ve iltisak boyutunu aşacak şekilde FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün amacını benimseyerek örgütün hiyerarşik yapısına bilerek ve isteyerek dahil olduğu ve bu suretle verilecek görevleri yerine getirmeye hazır olmak üzere kendi iradesini örgüt iradesine terk etmek suretiyle üzerine atılı FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olmak suçunu işlediği sabit görülmüş, sanık ve sanık müdafiinin savunmalarının suçtan kurtulmaya yönelik olduğu kanaatine varılmıştır.
Sanığın güttüğü amaç ve saik, örgütün askeri mahrem yapılanmasında öğrenci konumunda bulunması nedeniyle meydana getirebileceği olası tehlike ve zararın boyutu, suçun işleniş şekli, kastının yoğunluğu hususları gözetilerek sanık hakkında temel ceza belirlenirken takdiren ve teşdiden alt sınırdan uzaklaşılarak cezalandırılmasına karar verilmiştir.
Tüm bu nedenlerle, FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olmak suçunu işlediği sabit olan sanığın eylemine uyan TCK'nun 314/2 nci maddesi gereğince failin güttüğü amaç ve saik, meydana getirebileceği olası zarar ve tehlikenin ağırlığı, suçun işleniş şekli, örgüt içerisindeki konumu ve kastın yoğunluğu göz önüne alınarak takdiren ve teşdiden 5 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, sanığın 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanununun 3 üncü maddesinde belirtilen terör suçu ile cezalandırılmış olması sebebiyle sanığa verilen cezanın 3713 Sayılı Terörle Mücadele Kanununun 5/1 inci maddesi gereğince yarı oranında artırılarak 7 yıl 18 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, sanığın duruşmalardaki olumlu tutum ve davranışları ile sanığa verilecek cezanın geleceği üzerindeki olası etkileri ve sabıkasız geçmişi lehine takdiri hafifletici sebep kabul edilerek sanığın cezasından TCK'nun 62/1 inci maddesi gereğince takdiren 1/6 oranında indirim yapılarak neticeten 6 yıl 13 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, sanık hakkında şartları oluşmadığından tayin olunan cezasından başkaca kanuni artırım veya indirim maddelerinin uygulanmasına yer olmadığına, sanığın üzerine atılı suçun vasıf ve mahiyeti, hükmolunan ceza miktarı, müsnet suçun CMK'nun 100/3 üncü maddesinde belirtilen suçlardan olması, verilen ceza miktarına göre de kaçma şüphesinin varlığı dikkate alındığında sanık hakkında adli kontrol tedbirlerinin yetersiz kalacağı anlaşıldığından sanığın hükmen tutukluluk halinin devamına dair mahkeme heyetimizce oy birliği ile karar verilerek hüküm tesis edilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
Bölge Adliye Mahkemesince, incelenen dosya kapsamına ve gerekçeye göre İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgular ile hukuki vasıflandırma ve cezanın kişiselleştirilmesi yönünden hükümde herhangi bir isabetsizlik görülmediğinden sanık ve müdafilerinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan inceleme sonunda;
26.09.2017 tarih, 2017/16-956 Esas ve 2017/370 sayılı kararı ile onanarak kesinleşen, Yargıtay (Kapatılan)16. Ceza Dairesinin İlk Derece Mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarih, 2015/3 Esas, 2017/3 sayılı Kararında ve Dairemizin müstakar kararlarında açıklandığı üzere, FETÖ/PDY, cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının öngördüğü düzeni ortadan kaldırmayı ve yerine başka bir düzen getirmeyi amaçlayan bir terör örgütüdür.
b) Ayrıntıları Yargıtay (Kapatılan)16. Ceza Dairesinin 06.11.2019 tarih ve 2019/1582 Esas, 2019/6838 sayılı Kararında açıklandığı üzere; bir asker şahsın; örgütün gizlilik ve deşifre olmamak kuralına riayetle, örgütün talimatı ile ve örgütsel irtibatı sağlamak maksadıyla kamuya açık ve birbirinden bağımsız market, büfe, kırtasiye, lokanta vb. gibi sair işletmelerde kurulu bulunan, ücret karşılığı kullanılan sabit hat veya ankesörlü hatlar ile mahrem imam tarafından arandığı, her türlü şüpheden uzak, kesin kanaate ulaştıracak somut olgu ve teknik verilerle tespit edilmesi ve yargılama yapan mahkemenin de tam bir vicdani kanaate ulaşması halinde, kişinin örgütle bağlantısını gösteren hukuka uygun delil olduğunun kabulü gerekir.
c) Mahallinde hukuka uygun olarak ikame olunup usulünce tartışılan delillere ve dosya kapsamına göre, ankesörlü/kontörlü telefonlar aracılığı ile aranan askeri personele yönelik başlatılan soruşturma kapsamında, İstanbul Emniyet Müdürlüğü'nce Ankesör/Büfe/Sabit Hat HTS Veri Havuzundan sorgulama yapılarak düzenlenen Ankesör/Büfe Sorgu Raporlarında, 14.04.2012-21.02.2015 tarihleri arasında birçok kez arandığı tespit edilen, yine kendisi gibi askeri personel olan O.Ç., M.F.Ö. ve A.Ü. isimli kişilerle ardışık aranan, örgütün amacını gerçekleştirmesi bakımından stratejik önemi haiz askeri-mahrem yapılanması içerisinde yer alarak mahrem imamlar vasıtasıyla organik bağını sürdüren sanığın bu suretle müsnet suçun sübut bulduğu yönündeki yerel mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
d) Suçun oluşması kastın varlığına bağlıdır. Kast, suçun kanuni tanımındaki unsurların bilerek ve istenerek gerçekleştirilmesidir(TCK madde 21/1). Fiilin icrası sırasında suçun kanuni tanımındaki maddi unsurları bilmeyen bir kimse, kasten hareket etmiş olmaz(TCK madde 30/1). 5237 sayılı Kanun'un “Hata” kenar başlıklı 30 uncu maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen suçun maddi unsurlarında hata şartlarının gerçekleştiği durumlarda, sanığın kasten hareket ettiğinden bahsedilemeyecek ve somut olayda tipik eylem gerçekleşmiş olsa da 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (c) bendi gereğince beraat kararı verilecektir.
Hata(yanılma); kişinin tasavvuru, zihninden geçirdikleri ile gerçeğin birbirine uymaması anlamına gelen bir kavramdır. Hata kural olarak iradenin oluşum sürecine etki eder ve gerçeğin yanlış biçimde tasavvuru veya bilinmesi nedeniyle irade bozulmuş olarak doğar. Failin tasavvurunun konusu dış dünyaya ait bir şeye ilişkin olabileceği gibi, normatif dünyaya (kurallar alanına) dair de olabilir. Dış dünyayla ilgili şey olduğundan farklı bir biçimde algılanması halinde unsur yanılgısından (tipiklik hatası), normatif dünyaya ait gerçekliğin farklı biçimde değerlendirilmesi halinde ise yasak hatasından bahsedilir. Kısaca unsur hatası bir algılama hatası olduğu halde, yasak hatası bir değerlendirme hatasıdır.
Yargıtay (Kapatılan)16. Ceza Dairesinin 2015/3 Esas, 2017/3 Karar sayılı dosyasında ayrıntılı olarak açıklandığı üzere; FETÖ/PDY terör örgütünün, başlangıçta bir ahlak ve eğitim hareketi olarak ortaya çıkması ve toplumun her katmanında büyük bir kesimce böylece algılanması, amaca ulaşmak için her yolu mübah gören fakat sözde meşruiyetini sivil alanda dinden, kamusal alanda ise hukuktan aldığı izlenimi vermek için yeterli güce erişinceye kadar alenen kriminalize olmamaya özen göstermesi gerçeği nazara alındığında, örgütün ustaca gizlenen amacını bilenler ve bu amaçla örgütte görev alanlar açısından, suç tarihine bakılmaksızın ve suç tarihinden önce anılan yapının terör örgütü olduğuna ilişkin bir mahkeme kararı verilmiş olması da aranmaksızın hata savunmalarına itibar edilemeyeceğinde kuşku bulunmamakta ise de; terör örgütü olduğunu bilmeksizin içinde yer alan veya yardım eden sanıklar yönünden mensup olduğu ya da yardım ettiği yapının Anayasal düzeni zorla değiştirme, Anayasaya uygun olmayan yöntemlerle iktidarı ele geçirmeyi amaçlayan bir terör örgütü olduğunu veya terör örgütüne dönüştüğünü anladığı veyahut expost bir değerlendirme ile dış aleme yansıyan olay ve olgular itibariyle kendisinden anlamasının beklendiği tarihten itibaren davranışları ile bu örgütten ayrılma iradesini ortaya koyup koymadığı ve bu bağlamda 5237 sayılı Kanun'un 30 uncu maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen suçun maddi unsurlarında hata şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediği somut olayın özelliğine göre değerlendirilmelidir.
Bu bilgiler ışığında somut olay değerlendirildiğinde; sanığın, örgütteki konumu, faaliyetlerinin önemi ve irtibatının devam ettiği tarih itibariyle örgütün nihai amacını bilmediği yönündeki savunmasına itibar edilmemesi yerindedir.
e) Yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, temyiz dilekçesinde ileri sürülen esasa müessir savunmaların özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, yaptırımın kanuni bağlamda şahsileştirilmek suretiyle uygulandığı anlaşılmakla, incelenen hükümde hukuka aykırılık saptanmamıştır.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 18. Ceza Dairesinin, 15.09.2022 tarihli ve 2022/907 Esas, 2022/1156 sayılı Kararında sanık müdafiilerince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca İzmir 21. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 18. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
22.03.2023 tarihinde karar verildi.