İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:Ceza Dairesi
SAYISI: 2022/1075 E., 2022/1008 K.
SUÇ: Silahlı terör örgütüne üye olma
HÜKÜM: İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Onama
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. İstanbul 32. Ağır Ceza Mahkemesinin,12.04.2022 tarihli ve 2021/115 Esas, 2022/94 sayılı Kararı ile sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun (3713 sayılı Kanun) 5 inci maddesinin birinci fıkrası ve 5327 sayılı Kanun'un 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları uyarınca 8 yıl 9 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
2. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 27. Ceza Dairesinin, 22.09.2022 tarihli ve 2022/1075 Esas, 2022/1008 sayılı Kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık ve müdafiinin istinaf başvurularının 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
3. Dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 04.12.2022 tarihli ve onama görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
1.Sanık müdafiinin temyiz istemi özetle; sanığın örgüt hiyerarşisinde yer almadığına, bu hususun İlk Derece ve Bölge Adliye Mahkemesince araştırılmadığına, müvekkilin dini duygularından dolayı cemaate duyduğu sempati neticesinde alt tabakada yer alabileceğine, sanığın gizlilik çerçevesinde kod adı ve ByLock isimli programı kullanmadığına, Bank ... isimli bankayı rutin işlemler için kullandığına, tanık beyanlarının duyuma ilişkin olduğuna, bazı tanıkların eski beyanlarından döndüklerine, hükmün bozularak beraat hükmü kurulmasına ve sair sebeplere ilişkindir.
2.Sanığın temyiz istemi özetle; cemaate sempati duyduğuna ancak örgüt yapılanması içerisinde yer almadığına, cemaatin gizliliği içerisinde hareket etmediğine, hüküm kurulurken teşdit uygulanmasının hakkaniyete aykırı olduğuna, 16.07.2016 tarihinden önce cemaatin silahlı terör örgütü olmadığına, yakalandığı evin gaybubet evi olmadığına, hakkında verilen hükmün bozularak tahliye edilmesine ve sair sebeplere ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Sanık ...'nün örgüt içerisinde kullanıldığı tespit edilen ByLock isimli kriptolu haberleşme programını kullanması, İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcı vekilliğinden Gaziosmanpaşa Cumhuriyet Savcılığına atanmasına ilişkin 11.06.2014 - 1357 sayılı kararda "Mevcut görev yerinde kalması gerektiği" yönünde, hakkında FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün hiyerarşik yapılanmasında yer aldığı iddiasıyla soruşturma yapılan ve ByLock kullanıcı listesinde bulunan, T.C. Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu 2. Dairesinin 16.07.2016 tarih ve 2016/4 tedbir ve 2016/345 sayılı Kararı ile 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanununun 77/1 ve 81/1 inci maddeleri gereğince görevinden uzaklaştırılmasına karar verilen, bilahare T.C. Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Genel Kurulunun 24.08.2016 tarih ve 2016/426 sayılı Kararı ile de meslekten çıkarılan Dr.T.G'nin muhalefet şerhinin bulunması, yine sanığın üniversite öğrenciliği döneminde örgütün evlerinde kalması, örgütsel bağlılığını gösterir şekilde gizlilik ve tedbir amacıyla Yıldırım kod adını kullanması, HSYK tarafından FETÖ örgütüyle iltisakı nedeniyle savcılık mesleğinden ihracına karar verilmesi, 2014 yılı yaz kararnamesine kadar stratejik önemi haiz yer ve makamlarda/ünvanlarda görev alması, sanıktan ele geçirilen dijital materyallerinde çok sayıda örgütsel içeriğe rastlanılması, örgütün yayın ve propagandasını yapan Samanyolu Yayın Grubuna ait kanalların dijital platformlardan kaldırılması sonrasında dijital platform aboneliğini sonlandırması, sanığın soruşturma ve kovuşturmalardan kaçmak ve gizliliği sağlamak amacıyla amacıyla örgütün Gaybubet olarak adlandırdığı evinde kalmakta iken yakalanması, yakalandığı bu evde örgüt elebaşı Fetullah Gülen'e ait fotoğraf, şiir, kitap, ve video CD'lerin ele geçirilmesi, sanığın aşamalarda örgüt elebaşına ve örgüte bağlılığını ortaya koyar şekilde savunma ve beyanlarda bulunması hususları birlikte gözönüne alınarak sanığın FETÖ silahlı terör örgütüne üye olmak suçunu işlediği, söz konusu örgütün devlet ve toplum için tehlikeli olduğu, vehamet arz eden eylemler gerçekleştiren bir örgütün üyesi olması nedeniyle tehlike suçu olarak düzenlenmiş olan silahlı terör örgütü üyesi olmak suçundan cezalandırılması gerektiği kanaatine varıldığı anlaşılmış, sanığın bu nedenlerle silahlı terör örgütüne üye olma suçundan mahkumiyetine karar verilmiş, sanık ... yönünden cezanın belirlenmesi aşamasında suçun işleniş biçimi, fiilin özellikleri, suç sebep ve saikleri, kastın ağırlığı ve yoğunluğu, örgütün haberleşme ağı olan ByLock programını yoğun ve sıklıkla kullanmış olması, sanığın örgüt yapılanması içinde büyük önem arz eden (Yargı Teşkilatı-Hakim) Yargı çalışanı olması ile örgütün temel prensibi olan Stratejik Devlet Kurumlarına sızma yönündeki ana amacına yönelik gösterdiği eylem bütünlüğü ve bu nedenle meydana gelen tehlikenin ağırlığı dikkate alınarak cezanın belirlenmesinde alt sınırdan uzaklaşılarak takdiren ve teşdiden ceza tayin edilmiş, sanığa verilen ceza atılı suçun 3713 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinde sayılan mutlak terör suçu olması nedeniyle aynı yasanın 5/1 maddesi gereğince 1/2 oranında artırım yapılmış, sanığın yargılama sürecindeki davranışları dikkate alınarak hakkında TCK'nın 62/1 maddesindeki takdiri indirim hükümünün uygulanmasına karar verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
Bölge Adliye Mahkemesince, incelenen dosya kapsamına ve gerekçeye göre İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgular ile hukuki vasıflandırma ve cezanın kişiselleştirilmesi yönünden hükümde herhangi bir isabetsizlik görülmediğinden sanık ve müdafiinin istinaf başvurularının 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE
Diğer delillerin atılı suçun sübutu ve cezanın kişiselleştirilmesi için yeterli olduğu görülmekle, sanığın ByLock kullanıcısı olduğuna ilişkin ayrıntılı ByLock tespit ve değerlendirme tutanağı getirilmeden ByLock kullandığının kabul edilmesi sonuca etkili bulunmamıştır.
1. Amacı, yapılanması ve faaliyet yöntemlerine ilişkin ayrıntıları, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26.09.2017 tarih, 2017/16-956 Esas ve 2017/370 sayılı Kararı ile onanarak kesinleşen, Dairemizin İlk derece mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarih, 2015/3 Esas, 2017/3 sayılı Kararında açıklandığı üzere, FETÖ/PDY, cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın öngördüğü düzeni ortadan kaldırmayı ve yerine başka bir düzen getirmeyi amaçlayan bir terör örgütüdür.
2. Mahallinde hukuka uygun olarak ikame olunup usulünce tartışılan delillere ve dosya kapsamına göre, anılan örgüt evlerinde kalarak ev sorumluluğu yapan ve kod adı kullanan, örgütün yayın ve propagandasını yapan Samanyolu Yayın Grubuna ait kanalların dijital platformlardan kaldırılması sonrasında dijital platform aboneliğini sonlandıran 24.12.2018 tarihinde gaybubet evinde yakalanmak suretiyle örgütsel bağını sürdüren ve yargılama sırasında da örgüt liderine olan saygı ve sevgisini dile getiren sanığın, anılan örgütün hiyerarşik yapısına organik bağla katılıp süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluluk arz eden faaliyetlerde bulunmak suretiyle üyesi olduğuna dair kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
3. TCK'nın 61 inci maddesinde düzenlenen cezanın belirlenmesi ve bireyselleştirilmesine ilişkin ölçütlerle, 3/1 inci maddesinde düzenlenen orantılılık ilkesi çerçevesinde; suçun işleniş biçimi, işlenmesinde kullanılan araçlar, işlendiği zaman ve yer, konusunun önem ve değeri, meydana getirdiği zarar ve tehlikenin ağırlığı ile sanığın kasta dayalı kusurunun ağırlığı, güttüğü amaç ve saik de göz önünde bulundurularak hukuka, vicdana, dosya kapsamına uygun olarak makul bir cezaya hükmedilmesi, gerekçelerin de cezaların şahsiliği ilkesine uygun bulunması, keyfilikten uzak olması, sanığın yargılama sırasında izlenen kişiliği ile ilgili bilgi ve belgelerin oluşa ve tüm dosya kapsamına göre yerinde takdir edildiğini göstermesi gerekir.
Açıklanan ilkeler doğrultusunda; sanık hakkında toplanan deliller ve dosya kapsamına göre örgütteki konumu ve kaldığı süre ile faaliyetlerindeki nitelik, yoğunluk ve çeşitlilik itibariyle temel cezanın tayininde asgari hadden kısmen uzaklaşılması yönündeki mahkeme kabulünde hukuka aykırılık saptanmamıştır.
4. Yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, temyiz dilekçelerinde ileri sürülen savunmaların özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, yaptırımın kanuni bağlamda şahsileştirilmek suretiyle uygulandığı anlaşılmakla, incelenen hükümde hukuka aykırılık saptanmamıştır.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 27. Ceza Dairesinin, 22.09.2022 tarihli ve 2022/1075 Esas, 2022/1008 sayılı Kararında sanık ve müdafiince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca İstanbul 32. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 27. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
13.03.2023 tarihinde karar verildi.