(2918 S. K. m. 85)
Dava: Dava dilekçesinde trafik kazasından doğan 4.027.448 lira tazminatın faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan rücuan tahsili istenilmiştir. Mahkemece, davanın kabulü cihetine gidilmiş; hüküm, davalılardan Kemal vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup, gereği düşünüldü:
Karar : Söz konusu kazaya karışan 06 .... 2735 plaka sayılı aracın, trafik kaydına göre malikinin davalılardan Kemal ve olay tarihindeki sürücüsünün de İbrahim olduğu çekişmesizdir.
Bu aracın, olay tarihinden önce maliki olan davalı Kemal tarafından noter senediyle diğer davalı İbrahime mülkiyeti muhafaza kayıtlı olarak satılıp teslim edilmiş olduğu hususunda da bir uyuşmazlık yoktur.
Söz konusu olay tarihinde anılan karşı aracın, davalı Kemal'den belirtilen şekilde devir ve teslim aldığını kabul eden öbür davalı İbrahim'in (sürücü olarak da) kullanımında bulunduğu gözetilirse onun işleteni olduğunun kabulü gerekir ki; esasen duruşmanın son oturumunda davacı vekilince de, davalı İbrahim'in işleten durumunda olduğu açıkça ifade edilmiştir. Davacı vekili tarafından ayrıca ileri sürüldüğü gibi mülkiyeti muhafaza kayıtlı satışa konu aracın mülkiyetinin (saklı tutulup) davalı (alıcı) İbrahime geçmemiş olması belirtilen fiili durum itibariyle onun işletenliğini olumsuz yönde etkilemez ve diğer davalı (satıcı) Kemal'e de işleten sıfatını kazandırmaz. Esasen 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 3. maddesi hükümlerinde de bu husus belirtilmiş bulunmaktadır.
Bu duruma göre, anılan aracın işletilmesinden doğan zararlardan da (2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 85. maddesi gereğince) işleten olarak davalı İbrahim'in sorumlu olması ve dolayısıyla trafik kaydında mücerret malik görünen (ve aracın işletilmesinde ilgisi bulunmayan) öteki davalı Kemal'in ise sorumlu tutulmaması icabeder.
O halde; belirtilen nedenlerle, davacı tarafın söz konusu zararından, davalılardan Kemal'in sorumlu olmayacağı gözetilerek hakkındaki davanın husumet yönünden reddi gerekirken, bu konuda yeterli gerekçe de gösterilmeksizin diğer davalı İbrahim'le birlikte onun aleyhine de hüküm kurulması doğru değildir.
Sonuç: Bu itibarla, yukarda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK. nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin ödenen temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 09.03.1992 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy