(1086 S. K. m. 1, 2, 8)
Dava: Dava dilekçesinde kira sözleşmesinin iptaliyle 1.700.000 lira kira bedelinin faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın reddi cihetine gidilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Karar: Davada, 1.7.1988 tarihli kira sözleşmesinin geçersiz olduğundan bahisle iptali ve birikmiş 1.700.000 lira kira karşılığının tahsili istenmiştir.
Mahkemece, iddiaların aksine sözkonusu kira sözleşmesinin geçerli olduğunun belirlendiğinden bahisle neticeten kabule şayan görülmeyen davanın reddine karar verilmiştir.
İptali istenen 1.7.1988 tarihli kira sözleşmesinin 10 yıl süreli ve yıllık kira parası miktarının da 1.200.000 lira olduğu anlaşılmaktadır.
HUMK.nun değişik 8. maddesinde, hangi davaların sulh hukuk mahkemesinde bakılacağı diğer bir anlatımla sulh hukuk mahkemesinin görevli olduğu dava ve işler açıkça belirtilmiş bulunmaktadır.
Belirtilen şekliyle bu dava, anılan yasa maddesinde sayılan davalardan değildir.
Öyle olunca da, davanın değer ve miktarına göre mahkemenin görevinin belirlenmesi gerekir.
Bu tür davalarda mahkemenin görevi ise, iptali istenen kira sözleşmesinde tayin edilen süreye ilişkin kira parası ile ayrıca istenen kira alacağı miktarları toplamına göre tespit edilmek gerekir ki, oda 13.700.000 lira tutar ve böylece davanın miktarı 13.700.000 lira olmakla anılan yasa maddesinin ilk fıkrasında öngörüldüğü üzere ve 20.12.1989 olan dava tarihi itibariyle sulh hukuk mahkemesinin 500.000 liralık görece sınırını aşar.
Daha önce asliye hukuk mahkemesince verilen ve temyizsiz kesinleşen görevsizlik kararı da, sözedilen yasanın değişik 25. maddesinin son fıkrasına göre bağlayıcı değildir.
O halde; belirtilen kural ve ilkeler doğrultusunda öncelikle görev yönünden gözetilerek davaya görevli olan asliye hukuk mahkemesinde bakılmak üzere dava dilekçesinin görev yönünden reddine karar verilmesi gerekirken, bu cihet düşünülmeksizin davanın esası hakkında hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, ve şimdilik diğer yönlerin incelenmesine mahal olmadığına ve peşin ödediği temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine 15.2.1993 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy