(818 S. K. m. 248) (6570 S. K. m. 7)
Dava: Dava dilekçesinde kira parasının 11.4.1997 gününden başlayarak aylık 2.545.125.000 lira olarak tespiti istenilmiş, davalı taraf karşılık davalarında, kira parasının 11.4.1997 gününden itibaren aylık 1.000.000.000 TL. olarak tespitini istemişlerdir. Mahkemece asıl davanın kısmen kabulü karşılık davanın reddi cihetine gidilmiş, hüküm davalı karşılık davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki tüm kağıtlar okunup gereği düşünüldü;
Karar: Davada 11.4.1997 tarihinden itibaren başlayan dönemin kira parasının tespiti istenilmiş, mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Oysa taraflar arasında 11.4.1997 başlangıç tarihli kira sözleşmesi yapılmış ve açıkça kiralananın mülkiyeti belediyeye ait Mamak ilçesi, NATO yolu üzerinde bulunan çöp döküm alanı (açık alan) olarak belirlenmiştir. Dava konusu taşınmazın bu niteliğine göre 6570 sayılı yasanın uygulama alanı dışında kaldığı duraksamaya yer bırakmayacak derecede açık bir olgudur. Yargıtay'ın yerleşik uygulaması da bu yöndedir. (HGK. nun 14.6.1995 gün, 1995/6-499, 629 K.S.)
Öncelikle belirtmek gerekir ki; kira parası Borçlar Yasasının 248. maddesinde yer alan, kira akdinin esaslı unsurlarındandır. Yine kiralanan taşınmazın niteliği itibari ile 6570 sayılı yasanın uygulama alanı içinde bulunması durumunda asıl olan, kira müddetinin sonunda da kira akdinin devam etmesidir. Ancak, kira parasına ilişkin olarak tarafların ihtilafa düşmeleri halinde sözleşmeden doğan bu boşluk, 18.11.1964 gün 2/4 sayılı Y.İ.B. kararı uyarınca hakim tarafından doldurulur. Borçlar Kanununa tabi olan yerlerde ise, akit kural olarak sözleşmede öngörülen süre hitamında sona erer. Kira parası hakkında taraflar arasında anlaşmazlık bulunması durumunda kira akdinin asli unsurlarından olan kira bedeli konusundaki uyuşmazlık nedeniyle artık devam eden bir kira sözleşmesinin varlığından söz etme olanağı yoktur.
Bu durumda, somut olayda, kiralananın Borçlar kanununa tabi yerlerden olduğu ve ortada devam ettiğinden söz edilecek bir kira akdi de bulunmadığına göre, dava değeri gözetilerek görevsizlik kararı verilmesi gerekir.
Mahkemece yukarıdaki maddi ve hukuki olgular gözetilerek, davanın görevsizlik nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken, kira parasının tespitine karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırıdır.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK. nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, peşin olarak alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 23.11.1999 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy