(818 S. K. m. 62, 65, 408)
Dava: Dava dilekçesinde 150.000.000 lira alacak için yapılan icra takibine vaki itirazın iptali istenilmiştir. Mahkemece davanın davalı Ahmet hakkındaki davanın reddi, A. için 50.000.000 lira yönünden kabulü cihatine gidilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Karar: Davacı Y., eşinin ölümü nedeniyle yeniden evlenmek amacıyla davalılardan A.'in aracılığıyle diğer davalı A. ile tanıştığını, bu nedenlerle A.'e 100.000.000 lira para öderken A.'ye de 50.000.000 liralık ziynet (takı) aldığını, her iki davalının para ve takıyı aldıktan sonra kaçarak kalabalığa karıştırlarını ve bu eylemlerinden dolayı dolandırıcılık suçundan cezalandırıldıklarını, alacağın tahsili için yaptığı icra takibine ise vaki itiraz üzerine icranın durduğunu bildirirerek itirazın iptalini istemiş, davalı taraf davanın reddini savunmuş, mahkemece davalılardan A. hakkındaki davanın kabulüne ve diğer davalı A. hakkındaki davanın ise dolandırıcılık suçundanmahkum edilmesine rağmen gayri ahlaki iş için verilen paranın geri alınmaması gerektiği gerekçesi ile davanın reddi cihetine gidilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacının evlenmek amacıyla ve iyiniyetle hareket etmesine karşın davalıların tamamen kötüniyetli oldukları dosya kapsamından açıkça anlaşılmaktadır. Evlenme işlemine aracılık yapmak ise ne yasa ve ne de ahlak kurallarına aykırı değildir. Somut olayda sözüedilen ilişkinin ise Borçlar Kanununda ifadesi bulan "evlenme tellalığı" (BK. mad. 408) kurumu ile ilgisi bulunmamaktadır. Gerçekten de kanun, evlenmek tellalığı için dava hakkı tanımmakta ve fakat edimin muteber bir şekilde ifa edilebileceğini kabul etmektedir. Şu varki davalıların eylemi gayri ahlaki olup davacının iyiniyetinden yararlanmaya yönelik dolandırıcılık suçunu oluşturmaktadır. Nitekim bu eylemlerinden dolayı da cezalandırılmış bulunmaktadırlar.
Bu ayrı olarak, normal bir aile düzeni kurmaktan başka bir amaç gütmeksizin sözüedilen parayı davalı A.'e veren davacının amacı (temel saiki) ahlaka aykırı sayılamayacağından ve özellikle bu gibi durumlarda serbest iradesiyle ifada bulunduğu söylenemeyeceğinden ötürü verilen şeyin iade talebine BK.nun ne 62 ve ne de 65. madde hükümleri engel olamamalıdır.
O halde davalı A. hakkındaki istem usulüne uygun olarak araştırılmalı ve varılacak sonuç dairesinde bir karar verilmelidir.
Eksik inceleme ile ve yanılgılı değerlendirme sonucu hüküm kurulamaz.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince (BOZULMASINA), peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 4.2.1999 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy