(1086 S. K. m. 9) (2004 S. K. m. 50, 67)
Dava: Dava dilekçesinde 265.000.000-lira için takibe yapılan itirazın iptali ile takibin devamına karar verilmesi, icra inkar tazminatına hükmedilmesi ve masrafların davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın kısmen kabulü cihetine gidilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Karar: Davacı tarafından başlatılan ilamsız icra takibinde borçlunun yetkiye ve borca itirazı üzerine itirazın iptali davası açılmıştır.
Davalı (borçlu) açılan iş bu davada da icra dairesinin ve mahkemenin yetkisine itirazda bulunmuştur.
Mahkeme verdiği ara kararıyla; davalı (borçlunun), yapılan icra takibinde yetki itirazını icra tetkik merciine yapması gerekirken icra dairesine yaptığını bu anlamda da bir yetki itirazının bulunmadığını belirterek, davalının mahkemenin yetkisine yönelik itirazının reddine karar vermiştir.
Oysa ilamsız icra takibinde gönderilen ödeme emrine karşı borçlu sadece yetki itirazında bulunmuşsa bu itirazın kaldırılması yetkisi münhasıran icra tetkik merciine aittir. Borçlu yetki itirazı ile birlikte borcun esasına da itiraz etmişse tetkik mercii tarafından önce yetki itirazı incelenip karara bağlanacaktır. (İİK. m. 50/2).
Borçlunun yetki ile birlikte borca itiraz etmesi ve alacaklının da mahkemede itirazın iptali davası açması halinde mahkemenin icra dairesinin yetkisini inceleyip incelemeyeceği sorunu ortaya çıkmaktadır. Yargıtayın süreklilik kazanmış uygulamasına göre itirazın iptali davalarında mahkeme icra dairesinin yetkisine yönelik itirazı inceleyebilir.
Esasen İİK. nun 50.maddesi, yalnız takip hukuku için yetki itirazını incelemeye tetkik merciini görevlendirirken, aynı kanunun 67.maddesine göre açılacak itirazın iptali davasına bakacak mahkemenin görevini sınırlandırıp, icra dairesinin yetkisine yönelik itiraz hakkında karar veremeyeceğini kabul etmek kanunun amacını aşan bir yorum olur.
Dava, ilamsız takibe yapılan itirazın iptali davasıdır. İcra İflas Kanunun 50/1 maddesine göre HUMK. daki yetki hükümleri (HUMK m. 9-27 ) ilamsız icradaki yetki hakkında da kıyasen uygulanacaktır. Buna göre ilamsız icrada genel yetkili icra dairesi borçlunun ikametgahındaki icra dairesidir. (HUMK. m. 9).
Mahkemece, somut olayda davalının yetki itirazında haklı olup olmadığı tartışılıp, değerlendirilerek itirazında haklı olduğu sonucuna varılırsa yetkisizlik nedeniyle dava dilekçesinin reddine karar verilmesi, aksi takdirde şimdi ki gibi itirazının reddi ile davanın esasının incelenmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yazılı olduğu şekilde yetki itirazının reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK. nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, şimdilik diğer yönlerin incelenmesine mahal olmadığına, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 6.11.2000 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy