(1086 S. K. m. 428) (743 S. K. m. 679)
Dava: Dava dilekçesinde suya vaki elatmanın önlenmesi, faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulü cihetine gidilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.
Karar: Davacılar murislerinden kendilerine miras yoluyla intikal eden tarlanın 50 yıldır zilyet ve tasarruflarında olduğunu, ancak köylerine uzaklığı nedeniyle davalıya ekip biçmesi ve mahsulünü paylaşmak üzere ortakçı olarak verdiklerini, ürünün paylaşımından sonra ortaklığın son bulmasına rağmen davalının izin almadan 7-8m.çapında kuyu kazıp 100 metre mesafedeki kendi tarlasına götürmek istediğini beyanla, davalının kuyu açmak suretiyle yapmış olduğu haksız ve yersiz müdahalenin önlenilmesine karar verilmesini istemişlerdir.
Davalı, dava konusu taşınmaza sahibi Mehmet ...ın (davacılar murisi) rızasıyla babası tarafından su kuyusu kazıldığını, bu hususun 25.07.1971 tarihli anlaşma tutanağı ile sabit olduğunu, tarafların ölümünden sonra da kendisi tarafından anlaşmaya uygun olarak kullanımın devam ettiğini beyan ederek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, 25.07.1971 tarihli, davacıların murisi Mehmet ... ile davalının murisi Mehmet Değirmenci arasında yapılan suyun kullanımına ilişkin anlaşma zaptında âkitlerin sağ olduğu ve taşınmazların bu kişilerin mülkiyetinde olduğu sürece geçerli olacak şekilde kararlaştırılıp bu kişilerin mirasçılarını bağlayacak şekilde kararlaştırılmadığı, davalının bu suyu halen kullanma hakkının kalmadığı gerekçesiyle davanın reddi cihetine gidilmiş olup, hükmü davalı temyiz etmektedir.
Dava konusu suyun çıktığı yerin zilyetliğinin davacılar murisi Mehmet ...a ait olup, önce davacıların annesine daha sonra da davacılara kaldığı, Mehmet Yaşar ile davalının murisi Mehmet ... arasında bu anlaşma yapıldığı hususu dosya kapsamı ile sabittir.
25.07.1971 tarihli anlaşma zaptında iş bu anlaşma bizim yani Mehmet ...ın ve Mehmet tarlaları kendi mülkiyetinde olduğu müddetçe devam edecektir şeklinde hüküm mevcut ise de tarlalar külli halefiyet yolu ile davacılara ve davalıya geçmiştir. Bu durumda tarlaların mülkiyetinin el değiştirdiğinden sözedilemez, kaldı ki dosya kapsamından murisin ölümünden itibaren kullanımın devam ettiği anlaşılmaktadır. O halde davalının eskiden olduğu gibi (25.07.1971 tarihli senette yazılı olduğu şekil ve miktarda) kullanımı devam etmelidir.
Mahkemece yapılacak iş; davalının kullanımının sözleşmeye uygun olup olmadığının araştırılmasından ibarettir. Davalı bu anlaşmaya uygun şekil ve miktarda kullanmaya devam ediyorsa davanın reddi, şayet bu anlaşmadan farklı bir kullanımda bulunuyorsa bu hususların tesbiti ile bu yönde müdahalenin önlenmesi kararı verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle davanın reddinde isabet görülmemiştir.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK. nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine 18.12.2000 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy