(2004 S. K. m. 67, 69) (818 S. K. m. 104)
Dava: Dava dilekçesinde 247.484.844 lira için takibe yapılan itirazın iptali ile takibin devamına karar verilmesi, icra inkar tazminatına hükmedilmesi masrafların davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulü cihetine gidilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.
Karar: Davacı vekili dilekçesi ile; davalının abonesi olduğu telefona tahakkuk eden haberleşme ücretini ödemediğinden hakkında icra takibi yapıldığını, takibe davalının haksız itiraz ettiğini ileri sürerek, itirazın iptali ile %40dan aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalıya usulüne uygun tebligat yapılmasına rağmen duruşmaya gelmediği gibi cevapta vermediği anlaşılmıştır.
Mahkemece, davanın kabulü cihetine gidilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmektedir.
Davacı, telefon abonesi olan davalının ödemediği borçlarından dolayı sözleşmeyi feshettiğini bildirip, ödenmeyen fatura bedellerinin tahsili için icra takibi yapmış, davalı ise icra takibine yaptığı itirazında borcu ödediğini bildirip, buna ilişkin fatura örneklerini ibraz etmiştir. Davacının icra takibine konu yaptığı 138.010.000 liranın idarenin 21.08.1998 tarihli yazılarında Şubat 1998 dönemine ait olduğu bildirilmiş, ihtarlı mektup yazısında ise dayanağı fatura numarası gösterilmiştir. Ancak, numarası gösterilen faturaların dosyaya celbi sağlanmadığı gibi, bu borç miktarının sadece Şubat 1998 ayına mı ait, yoksa daha önceki aylardan kalma borçların toplamı mı olduğu ve istenen bu miktar içerisinde, davalının ödediğini bildirdiği 124.365.000 liralık kısmın da bulunup bulunmadığı belli değildir.
Mahkemece, davacı idareden davalıya ait telefonun hangi tarihte konuşmaya kapatıldığını ve 138.010.000 lira borcun hangi aylara ait olduğunun dökümlü faturaları celp edilerek araştırılması, gerektiğinde dosya ve idare kayıtları üzerinde inceleme yaptırılarak hasıl olacak sonuca uygun karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde ve eksik inceleme ile karar verilmiş olması doğru görülmemiştir.
Kabule göre de; icra takibinde işlemiş faiz ve asıl alacak toplamı üzerinden takip tarihinden itibaren faiz talep edilmiş olmasına rağmen, faize faiz yürütülemeyeceği (BK.104/3 madde) dikkate alınmaksızın takibin devamına denilerek faize faiz yürütülmesi, ayrıca icra inkar tazminatının asıl alacak miktarı üzerinden hükmedilmesi gerektiğinin düşünülmemesi de doğru görülmemiştir.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK. nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 18.06.2001 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy