(743 S. K. m. 682)
Dava: Dava dilekçesinde suya vaki müdahalenin inlenmesi ve 10.000.000.000 lira tazminatın faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın reddi cihetine gidilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.
Karar: Davada; davacının 40 dönümlük arazisini suladığı sulama suyuna yapılan müdahalenin önlenmesi ve (sebze ve ağaçlarının kuruması nedeniyle uğranılan zarar miktarı) 10.000.000.000 lira tazminatın tahsili talep edilmektedir.
Mahkemece; içme ve kullanma suyuna olan ihtiyacın, sulama suyuna göre öncelik taşıdığından ve suyun davalılar tarafından kullanılması nedeniyle davacının zararının meydana geldiği ispatlanamadığından bahisle davanın reddine karar verilmiştir.
Kadastro Teknisyeninin raporuna göre; dava konusu suyun, Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki taşlık ve kıraç araziden çıkan genel su niteliğinde olduğu anlaşılmaktadır.
Genel sulardan ise herkes, kadim yada öncelikli kullanım haklarını engellememek koşulu ile, faydalı ihtiyacı oranında yararlanabilir.
Nitekim Jeoloji Mühendisinin raporunda davalı kurumların toplam su ihtiyacının (2 lt/sn + 1.5 lt/sn) 3.5 lt/sn olduğu, oysa her iki kuruma 100 mm çapındaki isale borular ile toplam (3,6 lt/sn + 5.2 lt/sn) 8.8 lt/sn su aktığı ve ayrıca, Ziraat Mühendisinin raporunda da; davacının bahçesindeki ürünlerin susuzluktan dolayı kuruduğu belirtilmiştir.
Bu durumda, suların en az olduğu bir dönemde (en az birisi Ziraat Mühendisi olmak üzere) oluşturulacak bilirkişi kurulu aracılığı ile yeniden keşif yapılıp, öncelikle; dava konusu kaynak suyunun debisinin ölçülmesi ve kullanım şekilleri itibariyle (içme ve kullanma suyuna olan ihtiyacın, sulama suyuna göre öncelik taşıyacağı hususu gözetilerek) tarafların bu suya olan ihtiyaçlarının (yararlandıkları başka sular varsa onlarda dikkate alınarak) usulünce belirlenmesi gerekir.
Davalıların içme ve kullanma suyuna olan ihtiyaçlarından artan su varsa bu suyun davacı tarafa verilmesi ve bu miktar su üzerindeki müdahalenin önlenmesine karar verilmesi gerekirken, dayanakları olmayan yetersiz bilirkişi raporlarına göre ve davacının ne şekilde sulama imkanı olduğu araştırılmadan eksik inceleme ile davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK. nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 10.07.2001 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy