(4721 S. K. m. 683) (1086 S. K. m. 272, 275, 283)
Dava: Dava dilekçesinde suya vaki müdahalenin men'i ile zilyetliğin iadesi istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulü cihetine gidilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Karar: Davacı dilekçesi ile mülkiyet ve zilyetliği babası Şükrü'ye ait iken, ölümü ile kendisinin kullandığı çeşme suyunun üst kısmına; davalı kardeşinin, çukur açıp depo yaptığını ve çeşmenin suyunu etkilediğini iddia ederek, müdahalesinin men'ine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı cevap dilekçesinde; davaya konu suyun bulunduğu araziyi imar ve ihya yoluyla edindiğini, davacının üç ayrı yerde yeterli suyu bulunduğunu, bu suya ihtiyacının olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan delillere ve bilirkişi raporuna göre; davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiştir.
Dava konusu suyun genel sulardan olduğu anlaşılmaktadır.
Genel sulardan kadim ve öncelik hakkı ihlal edilmemek koşuluyla herkes faydalı ihtiyacı oranında yararlanabilir.
Hükme esas alınan bilirkişi (Jeoloji Mühendisi) raporunda; kaynakların beslenim alanının aynı olduğu, 2.kaynağın (sonradan açılan) 1.kaynaktaki su miktarını azalttığı, kaynakların ortalama debisinin 1 lt/sn olup, ortak bir kaptaj yapıldığı takdirde kademeli olarak 10 hanenin içme ve kullanımına yeteceği belirtilmiştir. Ancak; tarafların ihtiyaçları (içme, kullanma ve sulama) tespit edilmemiş, mevcut suyun toplam debisi itibariyle davacının (içme ve kullanma suyu olarak) ihtiyacından fazla olup olmadığı açıklanmamıştır. Eksik ve yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak hüküm kurulmuş olması doğru görülmemiştir.
O halde; sağlıklı ve kalıcı bir çözüm için, suların en az olduğu bir dönemde uzman bilirkişiler aracılığıyla (Jeoloji Mühendisi, Ziraat Mühendisi ve Fen elemanından oluşacak bir heyetle) yeniden keşif yapılarak, öncelikle dava konusu suların debisinin ölçülmesi, sonradan açılan kaynağın, davacının yararlandığı kaynağı etkileyip etkilemediğinin belirlenmesi; etkilemediği anlaşılırsa davanın reddine karar verilmesi, etkilediği anlaşılırsa bundan sonra tarafların ihtiyaçları saptanarak oluşacak sonuç dairesinde; gerekirse tarafların ortaklaşa yararlanabilecekleri bir su düzeneği ve rejimi oluşturularak, tarafların kullanım süreleri de gösterilmek suretiyle bir düzenleme yapılıp, ona göre hüküm kurulması gerekir.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK. nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 18.02.2002 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy