(2004 S. K. m. 67) (1086 S. K. m. 230)
Dava: Dava dilekçesinde 330.285.000 liralık takibe yönelik itirazın iptali ve %40 inkar tazminatının ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın reddi cihetine gidilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Karar: Davacı vekili dilekçesinde; davalının müvekkiline ait olan işyerinde çalıştığını, davacının yanında çalışanlara işte kullanmak üzere cep telefonu verdiğini, ancak davalının gerek davacının adresinde kurulu telefondan, gerekse de kendisine verilen cep telefonundan işi ile ilgili olmayan özel görüşmeler yaptığını 330.285.000 liralık telefon borcunun tahsili amacı ile davalı aleyhine icra takibi yaptıklarını, davalının da bu takibe itirazda bulunduğunu beyan ederek, itirazın iptaline ve %40 inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı, davetiyeye rağmen duruşmaya gelmemiş, dava yokluğunda sonuçlandırılmıştır.
Mahkemece, ispat edilemeyen davanın reddine karar verilmiştir.
Davacı davada, dosyada mevcut telefon kayıtlarına göre, kendilerine ait olan telefon ile görüşme yapılan karşı telefon numarasının hep aynı olduğunu ve bu telefon numarasının da kendileri ile bir ilgisinin bulunmadığını iddia etmektedir. Öyle ise olayda, bu karşı telefon numarasının, davacı şirket ile ticari ilişkisi olan kişilere ait olduğunun tespiti gerekir. Bunun için de gerekli soruşturma ve araştırmanın yapılması gerekir.
Bundan ayrı olarak, davalı duruşmaları takip etmediğine göre kendisine H.U.M.K.nun 230 ve sonraki maddeleri uyarınca isticvap davetiyesi gönderilmesi ve geldiği takdirde dava konusu olay hakkında isticvap olunması veya gelmediği takdirde sözü edilen maddeye uygun bir yol tutulması ve davanın o surette çözümlenmesi gerektiği de düşünülmelidir..
Mahkemece yukarıdaki ilke ve esaslar gözetilerek davalının isticvabından ve taraf delillerinin usulünce toplanarak değerlendirilmesinden sonra hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile davanın reddine karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK. nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 24.01.2002 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy