(818 S. K. m. 252, 262, 274) (6570 S. K. m. 8)
Dava: Dava dilekçesinde radyo-baz istasyonlarının bütün ekleri ile birlikte kaldırılması istenilmiştir. Mahkemece davanın reddi cihetine gidilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, kurum binasına cep telefonu radyo-baz istasyonu kurulması için davalı firma ile 16.2.1998 tarihli kira sözleşmesi yapıldığını, fakat insan sağlığına zararlı etkisi bulunduğunun belirtilmesi üzerine ileride telafisi mümkün olmayan zararların önlenmesi için ihtarname gönderildiği halde istasyonun kaldırılmadığından söz ederek kira sözleşmesinin 12. maddesine göre radyo-baz istasyonlarının bütün eklentileri ile birlikte sökülmesini talep ve dava edilmiştir.
Davalı vekili cevabında, sağlık yönünden ileri sürülen itirazlar yerinde olmadığı gibi, dava süresinde açılmadığından ötürü reddini dilemiştir.
Mahkemece, sözleşmenin hususi şartlarına göre kira süresi bitiminden sonra dava 1 ay içinde açılmadığından dolayı davanın reddi cihetine gidilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Taraflar arasındaki 16.2.1998 tarihli kira sözleşmesinin 12. maddesinde: Tesisin insan sağlığı ile elektronik araç ve gereçlere, T.V. vericilerine olumsuz bir etkisi olması halinde sökülecektir. hükmü bulunmaktadır.
Somut olayda, tesislerin insan sağlığına olumsuz etkileri konusundaki yaygın kanaat nedeniyle radyo-baz istasyonlarının kurulu olduğu iş hanı sakinleri (kiracılar) tarafından tesislerin kaldırılması için kiralayan-davacı kuruma müracaat edilmesi üzerine Çevre Bakanlığı tarafından yayımlanan genelge uyarınca ölçümleme ve araştırma yapılarak neticesinin bildirilmesinin davalıdan istendiği, davalı tarafça genelgenin uygulanması halinde kamu hizmetinin önemli ölçüde sekteye uğrayacağı bildirildiğinden, yönetim kurulundan karar alınarak kira sözleşmesinin 12. maddesi uyarınca tesislerin kaldırılmasının istendiği anlaşılmaktadır.
Taraflar yaptıkları işlemin hükümlerinin tamamının veya bir kısmının son bulmasını ilerideki bir olgunun gerçekleşmesine bağlamışlarsa ortada bozucu (infisahi) bir şart var demektir. Bozucu şartın gerçekleşmesi ile (buna bağlı hükümler) kendiliğinden meydana gelir. Böylece şarta bağlı borç ilişkilerinde bozucu şartın gerçekleşmesi ile borç ilişkisi sona ermiş olur. Öyle ki sözleşme, tarafların vukuf ve iradeleri dışında bile hükümsüz hale gelir ve alacak düşer. Fakat bu arada doğan alacaklar ve yapılmış olan edalar ise olduğu gibi kalır.
O halde, bozucu şart ile yapılan kira sözleşmesinde bu şartın gerçekleşip gerçekleşmediği konusunda taraflardan delilleri sorularak toplanmak ve radyo-baz istasyonlarının kuruluş yeri, ölçümleri ve denetlenmesi hakkındaki yönetmelik hükümleri de gözönünde bulundurulmak suretiyle sonucuna göre karar vermek gerekirken, davanın yazılı gerekçe ile reddi cihetine gidilmesi doğru görülmemiştir.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK. nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 11.04.2002 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy