(2004 S. K. m. 67) (634 S. K. m 37)
Dava: Dava dilekçesinde 143.500.000 lira alacak için takibe vaki itirazın iptali, % 40 inkar tazminatının masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın reddi cihetine gidilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Karar: Davacı yönetim vekili, kat maliki olan davalıdan 28.11.1999 tarihli genel kurul kararı ile belirlenen 500 DM (143.500.000 lira) yakıt giderinin tahsili için başlatılan ilamsız takibe vaki haksız itirazın iptali ile % 40 inkar tazminatın tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı, davacının usulüne uygun seçilmiş yönetici olmadığı için dava açma hakkı bulunmadığını savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, 634 Sayılı Yasanın 34. maddesi uyarınca yöneticinin maliklerin sayı ve arsa payı çoğunluğu ile seçilmesi gerektiği halde bu çoğunluk sağlanmadan davacı yönetici seçildiği gibi, davacı ile davalı aynı parselde malik olmadıkları için de davacının husumet ehliyeti bulunmadığından davanın reddi cihetine gidilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava konusu sitenin dört ayrı parsel üzerinde inşa edildiği, dava tarihinde kat irtifakı veya kat mülkiyeti kurularak yönetim planının oluşturulmadığı ve tarafların da aynı parselde malik olmadıkları tapu kaydından anlaşılmakla, uyuşmazlığın 634 Sayılı Kat Mülkiyeti Kanununa göre çözümlenmesi söz konusu olmayıp, genel hükümlerin uygulanması gerekir.
Müşterek mülkiyete konu taşınmazda yönetim, çoğunluğu teşkil eden hissedarların oyları ile oluşturulur ve yöneticinin de malik olması gerekmez.
Davacının 28.11.1999 tarihli genel kurulda yönetici seçildiği ve yakıt aidatının bu kurulda belirlendiği anlaşılmaktadır. Mahkemenin kabulünde olduğu üzere bu toplantıya 54 maliki bulunan siteden 24 malik katılmış, davalının hisseder olduğu 15 parsel sayılı taşınmazdan ise 5 malik katılmıştır. O halde davalı taşınmazının hissedar çoğunluğu ile temsil edilmediği hususu doğrudur. Şu var ki, 25.2.2000 tarihli genel kurul toplantısına davalının hissedar olduğu taşınmazı temsilen 7 malik ile diğer parselleri temsilen 24 malik katılmıştır. Böylece davalı taşınmazı maliklerinden pay ve paydaş çoğunluğunun katıldığı bu genel kurulda davacı yöneticiye davalının ödemediği aidat için takip yapma yetkisi verilmekle, icazet yoluyla önceki kurul kararı ve yönetimi onaylanmış bulunmaktadır. Bu karar özel sözleşme niteliğinde olup iptal edilmediği ve değiştirilmediği sürece tüm malikleri bağlar. O halde, mahkemece taraf delilleri değerlendirilerek sonucuna göre işin esası hakkında karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile davanın husumet yokluğu gerekçesiyle reddi cihetine gidilmesi doğru görülmemiştir.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK. nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine 4.4.2002 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy