(4721 S. K. m. 175, 176)
Dava: Taraflar arasında görülen nafaka davasının yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Karar: Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Davacı, davalıdan 16 yıllık evlilikten sonra boşandığını; boşanma nedeni ile yoksulluğa düştüğünü iddia ederek aylık 200.000.000 lira yoksulluk nafakası bağlanmasını talep ve dava etmiştir.
Mahkemece, davalı tanıklarının beyanına göre; davacı kadın evi, eşi ve çocuğa ile ilgilenmemiş, hatta çocuğunu şeytan olarak gördüğünü beyan etmiş ve kusurlu davranışlarda bulunmuştur. gerekçesi ile şartları oluşmayan davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Taraflar arasında görülen boşanma davasında; davacı (koca), dava dilekçesinde boşanma sebepleri olarak eşim ile çok uzun yıllardan beri şiddetli geçimsizlik halindeyiz. Sürekli olarak kavga edip birbirimizi kırıyoruz. Kavgamızın nedeni eşimle gerek ruhen, gerekse fikren uyum sağlamamamızdır. ifadelerini kullanmış, davalı da duruşmada; eşi ile aralarında şiddetli geçimsizlik bulunduğunu, birlikte yaşamalarına imkan kalmadığını belirterek davayı kabul etmiş, mahkemece boşanmaya karar verilmiştir. Bu davada, tarafların kusur durumları irdelenmemiştir.
Nafaka davasında toplanan delillere göre ise; davacı kadının, davalıdan daha ağır kusurlu olduğu söylenemez. Zira, müşterek çocuk Pınar'ın 5 yıl süre ile beyin tümörü hastalığından tedavi görmesinden sonra 15 yaşında ölümü, davacı anneyi ruhen çökertmiş ve rahatsızlanmasına neden olmuştur. Ruh ve Sinir Hastanesinde tedavi gören bir kişinin davranış bozukluğu içerisinde bulunması olağan olup, kişinin davranışı irade dışı bir davranış biçimidir. Kusurlu davranış biçimi olarak yorumlanması doğru görülmemiştir.
Kaldı ki, boşanma sebebi olarak ileri sürülen nedenler dikkate alındığında, davalı tanıklarının davranış bozukluğu ile ilgili beyanları inandırıcı bulunmamıştır.
Toplanan delillerden, evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına sebep olan hadiselerde eşler eşit kusurludur. Kadın yararına uygun yoksulluk nafakası takdir edilmesi gerekir.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK. nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 06.05.2002 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy