(2004 S. K. m. 67) (6762 S. K. m. 82)
Dava: Dava dilekçesinde davalının 12.10.1999 - 20.10.1999 tarihli ödememesi nedeniyle aleyhine toplam 275.331.946 lira için iki ayrı takip yapıldığı ancak davalının haksız itiraz ettiğinden bahisle vaki itirazın iptali ile takiplerin devamı ve %40 icra inkar tazminatının ve masrafların tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın kısmen kabulü ve kısmen reddi cihetine gidilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü :
Karar: Davada, davacı tarafından verilen tüketici kredisinin ödenmemesi nedeniyle davalı hakkında başlatılan icra takibine vaki itiraz üzerine durduğu ileri sürülüp itirazın iptali istenilmiş, davalı davanın reddini savunmuş, mahkemece davanın kısmen kabulü cihetine gidilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı tarafından 12.10.1999 ve 20.10.1999 tarihli kredi sözleşmelerine dayanılarak iki ayrı takip yapılmış ve davalının itirazı nedeniyle durması üzerine açılan itirazın iptali davaları mahkemece birleştirilerek 2001/184 sayılı dosya üzerinden yargılamaya devam olunmuştur.
Somut olayda taraflar arasında 12.10.1999 tarihli kredi sözleşmesi ihtilaf konusu değildir. Ancak, davalı sadece bu sözleşme ile kredi aldığını ( 12.10.1999 tarihli )ve belirlenen taksitlerin zamanında banka aracılığı ile ödendiğini ileri sürerek davanın reddini savunmuştur.
Öte yandan, davacı Tüketici Finansman A.Ş. vekili 20.10.1999 tarihli kredi sözleşmesinin kaybolması nedeniyle ibraz edemediklerini bildirmiştir.
Dosya içerisinde bulunan bilirkişi raporu ile davalının 12.10.1999 tarihli kredi sözleşmesi ile 72.535.119 lira ve 20.10.1999 tarihli kredi sözleşmesi uyarınca da 201.778.530 lira borçlu olduğu bildirilmiştir. Nitekim bilirkişi tarafından da taraflar arasında 20.10.1999 tarihli kredi sözleşmesine rastlanılamadığı ancak davacının defter ve kayıtları üzerinde yapılan inceleme sonucunda borcun kapsam ve tutarının hesaplandığı belirtilmiştir.
Ticari defterlerin delil olabilmesi için iki tarafında tacir olması yani iki tarafında defter tutma yükümlülüğü bulunması gerekir ( TTK mad.82 ). Bir tacire tacir olmayan bir şahsa karşı iddiasının ticari defterleriyle ispat imkanı tanındığı halde diğer tarafın aynı imkandan yoksun bırakılması iddia ve savunmada eşitlik ilkesine aykırı alacağından ticari defterlerin tacirler arasında delil olabileceği kabul edilmiştir. Taraflardan birinin tacir sıfatı bulunmaması halinde defterler lehe delil olamaz.
O halde mahkemece, davalı tacir olmadığı ve yazılı kredi sözleşmesi ( 20.10.1999 tarihli )bulunmadığı halde sadece bilirkişi raporuna dayanılarak birleştirilen dosya yönünden de davanın kısmen kabulü ile davalının itirazının iptaline karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine 15.4.2002 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy