(2004 S. K. m. 67)
Dava: Dava dilekçesinde 350.000.000 lira alacak için takibe vaki itirazın iptali, % 40 inkar tazminatının masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın yetki yönünden reddi cihetine gidilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Karar: Davacı, davalının satın aldığı koyun bedeli için verdiği 350.000.000 lira bedelli çekin süresinde bankaya ibraz edilerek arkası yazdırılmadığından ve bedeli de ödenmediğinden dolayı Polatlı 1. İcra Müdürlüğünün 2001/998 E. nolu dosyası ile ilamsız takip başlatılmış ise de itiraz edilmiş olmakla, itirazın iptali, 350.000.000 liranın vade tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte tahsili, % 40'tan az olmamak üzere inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı, hatır çeki vermediğini savunarak davanın reddini dilemiş, mahkemece davanın yetki yönünden reddi cihetine gidilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı Polatlı 1. İcra Müdürlüğünün 2001/998 sayılı dosyasıyla ilamsız takip başlatmış, bu takibe davalı hem Güdül icra daireleri yetkili olduğundan ve hem de borçları bulunmadığından söz ederek itiraz etmiştir. Sonradan davacı Güdül Sulh Hukuk Mahkemesinde itirazın iptali ve tahsil davası açmakla Polatlı icra dairesinin yetkili olmadığını kabul etmiştir.
Takip yetkili bir icra dairesinde yapılmamış ise, ortada kanuna uygun yapılmış bir icra takibinin varlığından söz edilemez. Bu nedenle de itirazın iptali davası da açılamaz. Ancak amaç alacağın tahsilini sağlamak olduğuna ve alacağın faizi ile birlikte tahsili talebi de bulunduğuna göre, bu davanın genel hükümlere göre açılmış bir alacak davası olarak kabulü ve işin esasının incelenip sonucuna göre bir karar verilmesi usul ekonomisine uygun düşer (HGK. 30.6.1993 T. , 1993/7474 E, 1993/502 K.).
O nedenle davanın genel hükümlere göre açılmış bir alacak davası olarak kabulü ve işin esasının incelenerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, mahkemece davanın yetki yönünden reddi cihetine gidilmesi doğru görülmemiştir.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK. nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 07.02.2002 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy