(1086 S. K. m. 45, 187, 194)
Dava: Dava dilekçesinde suya vaki müdahalenin men'i istenilmiştir. Mahkemece davanın reddi cihetine gidilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Karar: Dava dilekçesinde davalının kuyu kazmak suretiyle davacının suyuna müdahalede bulunduğu iddia edilerek vaki müdahalenin önlenmesi talep edilmiştir.
Mahkemece tarafları ve konusu aynı olan davada verilen kararın kesinleşmiş olması nedeniyle kesin hükmün varlığından söz edilerek dava reddedilmiştir.
Aynı su ve aynı taraflar arasında görülüp kesinleşen Sarıveliler Asliye Hukuk Mahkemesinin 1999/31- 2000/35 sayılı dava dosyasında verilen karar ile davacının mevcut suyunun yeterli olduğu kabul edilerek dava reddedilmiştir.
O davada verilen ret kararı ile davalının dava gününe kadar olan eyleminin haksız olmadığı tespit edilmiştir. Verilen karar da bu eylem için kesin hüküm oluşturur. Davalının daha sonraki eylemi ise ayrı bir dava konusu yapılabilir.
Davacı davalının kesinleşen karardan sonraki eylemi için bu davayı açtığına göre, ortada bir kesin hüküm bulunmamaktadır.
O davada yapılan keşif sonunda alınan raporda davalıya ait kuyunun derinliğinin 2.7 m olduğu, verimin yaklaşık 285 m3 olup, davalının ihtiyacı olan 15 m3 suyu fazlasıyla karşıladığı açıklanmıştır.
Bu davanın yargılaması sırasında yapılan keşif sonunda alınan bilirkişi raporunda ise davalıya ait kuyunun derinliğinin 4 m olduğu dolayısı ile önceki açılan davadan sonra kuyunun derinliğini arttırdığı anlaşılmaktadır.
Davacı bu davada önceki davaya konu olan eylemden sonra gerçekleştirilen eylem için dava açtığına göre her iki davaya konu olan eylemlerin farklı olması nedeniyle davalının sonraki eylemi için işin esasına girilmelidir.
O halde mahkemece önceki davada, kuyuların mevcut haliyle her iki tarafında su ihtiyacını karşılayacağı kabul edildiğine göre, davacının kuyusundaki mevcut suyun ihtiyacına yetip yetmeyeceği araştırılmalı, ihtiyacına yeterli olduğunun tespit edilmesi halinde dava reddedilmeli, aksi halde, önceki dava sırasında mevcut olan su kullanımının tesisi için rapor alınmalı (örneğin; davalının kuyusunun kullanılmasının sınırlandırılması gibi) ve bu rapora göre (davacının önceki dava sırasında tespit edilen ihtiyacından az olmamak üzere kendisine su tahsisini sağlayacak) bir rejim kurulmalıdır.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK. nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 12.02.2002 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy