(4721 S. K. m. 197)
Dava: Taraflar arasında görülen nafaka davasının yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Karar: Dava dilekçesinde, davalının açmış olduğu boşanma davasının reddedilmesi nedeniyle ayrı yaşama hakkının doğduğu iddia edilerek 300.000.000 lira tedbir nafakası talep edilmiş, mahkemece aylık 150.000.000 lira nafaka hüküm altına alınmıştır.
TMK. 197/1. maddesinde "Eşlerden biri, ortak hayat sebebiyle kişiliği, ekonomik güvenliği veya ailenin huzuru ciddi biçimde tehlikeye düştüğü sürece ayrı yaşama hakkına sahiptir" hükmü getirilmiştir.
Her ne kadar boşanma davası açılmakla eşlerin ayrı yaşama hakkı doğmuş bulunur ise de, davacı açılan boşanma davasının reddedilmesinden sonra bu hakkının varlığını ileri sürerek tedbir nafakası talep etmektedir.
Davalı tarafından açılan ve red ile sonuçlanan boşanma davasının 23.1.2002 günü kesinleştiği, nafaka davasının 8.1.2002 tarihinde açıldığı anlaşılmaktadır.
Boşanma davasından ayrı olarak TMK.197. maddesine göre açılmış olan nafaka davalarında, davacının boşanma davasının açılmış olması nedeni dışındaki hangi sebeplerden dolayı ayrı yaşamakta haklı olduğunu kanıtlaması gerekir.
Boşanma davasının reddedilmesi halinde, karı kocanın müşterek yuvada birleşmeleri asıldır. Bu birleşmenin gerçekleşmemesi halinde nafaka isteyen eşin karşı tarafın davranışı nedeniyle müşterek yuvaya dönmeyerek ayrı yaşamakta haklı olduğunu kanıtlaması gerekir.
Davacı tarafından bu konunun ispatına yarayan delil ibraz edilip, ayrı yaşamakta haklı olduğu kanıtlanmadan, nafakaya karar verilmiş olması doğru değildir.
Bundan ayrı kabul şekline göre de, açılmış olan ve redle sonuçlanan boşanma davasında da bu davanın davacısı lehine tedbir nafakasına hükmedildiği ve o nafakanın kararın kesinleştiği tarihe kadar devam edeceği dikkate alınmadan bu davanın açıldığı tarih ile (9.1.2002) boşanma davasında verilen kararın kesinleştiği (23.1.2002) tarih arasındaki dönem için mükerrer tedbir nafakasına hükmedilmiş olması da usul ve yasaya aykırıdır.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 17.9.2002 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy