(2004 S. K. m. 62, 67)
Dava dilekçesinde 400.000.000 lira alacağın tahsili için yapılan takibe vaki itirazın iptali %40 tazminatın masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın davacının aktif husumet ehliyeti bulunmaması nedeniyle reddi cihetine gidilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.
Davacı Beğendik Yapı Kooperatifi C Blok yönetimi vekili, maliki bulunduğu C blok 6 nolu bağımsız bölümün aidatını ödemeyen davalıdan 400.000.000 lira alacağın tahsili için başlatılan ilamsız takibe vaki itirazın iptali ile takibin devamını ve % 40 icra inkar tazminatının tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı, borçlu bulunmadığını beyanla davanın reddini savunmuş, mahkemece davacının yönetici sıfatı ile açtığı bu davada aktif husumet ehliyeti bulunmaması nedeniyle davanın reddi cihetine gidilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dosyada mevcut tapu kaydına göre, davacı yönetimindeki taşınmaz arsa olarak dava dışı S.S. Beğendik Konut Yapı Kooperatifi adına kayıtlı olup kat mülkiyeti veya kat irtifakı kurulmamıştır. Ancak, C.Blok 28 tamamı 120 bağımsız bölümden oluşan taşınmaz kura çekiminden sonra fiilen kullanılmaya başlanmıştır.
Bu nedenle taşınmazda kat mülkiyeti veya kat irtifakı tesis edilmemiş olduğundan, kat mülkiyeti hükümleri tatbik edilemez ise de; Ülkemizde yaşanan ekonomik ve sosyal gelişme ile nüfus artışının doğurduğu işyeri ve konut ihtiyacının karşılanması amacıyla kooperatifler eliyle inşa edilen toplu yapıların kat mülkiyetine geçilmeden tamamlanarak fiilen kuralar çekilmek suretiyle kullanıma başlandığı bilinen bir gerçektir. Bu nitelikteki toplu yapılaşmalarda maliklerin ortak kullanımına ayrılmış tesis ve alanlarda ısıtma, aydınlatma, temizlik yapılması ve bu yerlerin bir disiplin içinde bakılıp, onarılması, sonucu itibariyle yönetilmesi gerekmektedir. Bu tür yapıların yönetimiyle ilgili uyuşmazlıklarda Kat Mülkiyeti Kanunu, Medeni Kanunun toplu mülkiyete ilişkin hükümleri veya Kooperatifler Kanununun uygulanması mümkün değildir.
O nedenle, özellikle yönetim ve davada taraf olabilme ehliyeti yönünden doğan yasal boşluğun doldurulmaması tüm maliklerin birlikte dava açabileceğinin veya masrafı yapan kişinin diğer maliklere karşı rücu davası açabileceğinin kabul edilmesi uyuşmazlıkları çözümsüzlüğe terk etme sonucunu doğurur. Bu durum karşısında benzer kurum ve kuruluşlar için yasalarımızda öngörülen düzenlemelerden örnekleme yoluyla yararlanarak hak ve adalete, usul ve dava ekonomisine uygun, toplu yapı içinde sosyal barışı sağlayıcı bir çözüm bulunması gerektiğinde duraksamamalıdır.
Somut olayda, 13.02.2001 tarihinden beri süregelen şekilde kat malikleri toplanarak yönetime ilişkin kuralları belirlemekte ve yönetimi oluşturmaktadır. Genel kurulda kat maliklerince alınmış kararlar özel sözleşme niteliğinde olup, tüm malikleri bağlar. Bu şekilde oluşturulan yönetimin sözleşmeden (Genel Kurul Kararları) kaynaklanan yetkileri malikler adına temsilci sıfatıyla kullanabilmeleri için açıklanan sebeplerle tüzel kişiliğinin oluşması da gerekmez.
Kaldı ki bu dava yönetimin seçimi nedeniyle usulsüzlüğü ileri sürülerek açılmış bir dava olmayıp, ortak gider alacağının tahsiline yönelik bir alacak davasıdır. Böyle olunca da sözleşmeden kaynaklanan temsil görevi dahilinde davada taraf ehliyetinin bulunduğu benimsenerek işin esasına girilip bir karar verilmesi en uygun çözüm olacaktır.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK. nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine 29.09.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy