(4721 S. K. m. 4, 175)
Dava: Taraflar arasında görülen nafaka davasının yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Karar: Davada, tarafların boşandıkları, boşanma esnasında yoksulluk nafakasının söz konusu edilmediği, boşanmakla yoksulluğa düştüğü iddiasıyla aylık 100.000.000 lira yoksulluk nafakası istenilmiş, mahkemece, tarafların sosyal ve ekonomik durumlarının hemen hemen birbirine eşit olduğu her ikisinin de emekli maaşı aldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
TMK. nun 175. maddesine göre Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla, geçimi için diğer taraftan mali gücü oranında süresiz olarak nafaka isteyebilir.
Nafaka yükümlüsünün kusuru aranmaz.
HGK. nun 21.02.2001 gün, 2001/2-162-185 sayılı kararıyla da benimsediği gibi dul ve yetim maaşı alınması yoksulluğu giderici nitelikte kabul edilmemiştir.
Somut olayda ise; tarafların anlaşmalı olarak boşandıkları dolayısı ile boşanmada eşit kusurlu oldukları, diğer bir ifade ile (nafaka talep eden) davacı eşin daha ağır kusurlu olmadığı, boşanma tarihi itibariyle de düzenli bir işi ve geliri bulunmadığından boşanmayla birlikte yoksulluğa düştüğü, aldığı 206.000.000 TL dul ve yetim maaşının da davacıyı yoksulluktan kurtarmaya yetmediği böylece MK. nun 4. maddesinde vurgulanan Hakkaniyet ilkesine uygun bir miktar nafakaya hükmedilmesi gerektiği gözetilmeden ve delillerin yanılgılı değerlendirilmesi sonucu davanın reddine karar verilmiş olması doğru görülmemiştir.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK. nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 22.04.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy