(818 S. K. m. 248)
Dava: Dava dilekçesinde kira akdinin feshi ile kira karşılığı verilen 11 adet ve 385.000.000 lira miktarındaki bonoların iptali istenilmiştir. Mahkemece davanın reddi cihetine gidilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Karar: Davacı dilekçesinde; 14.3.2002 tarihli kira sözleşmesi ile kiralanan mecurun iskan ruhsatının bulunmaması nedeniyle işyerini açamadığını ileri sürerek kira sözleşmesinin feshi ile birlikte kira parasına karşılık olarak verilen 11 adet bononun iptalini istemiştir.
Mahkemece, davanın reddi cihetine gidilmiş, hüküm süresinde davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Kira sözleşmesi, 14.3.2002 tarihli ve bir yıl süreli olarak yapılmış olup, aylık kira bedeli 20.000.000 lira karşılığında, mecurun bakkal olarak kullanacağı açık olarak belirtilmiştir.
Her ne kadar, sözleşme özel hükümlerinde ruhsatın alınması yöntemi belirlenmemiş ise de; Aydın Belediyesi imar müdürlüğünün 17.10.2002 tarihli cevabi yazısında şu sözlere yer verilmiştir. Belediyeden işyerlerine çalışma ruhsatı verilmesi aşamasında zabıta müdürlüğünce ilgililerinden işyerlerine ait bağımsız bölümün iskan ruhsatının (yapı kullanma izninin) alınmış olması zorunlu hale getirilmiştir. Bu bildirim karşısında mahkemenin davacı kiracının işyeri ruhsatı için belediyeye yazılı müracaatı olmamıştır gerekçesi dayanaksız kalmaktadır.
Adi kira, bir sözleşmedir ki, kiraya veren onunla kiracıya, kira parası karşılığında bir nesnenin kullanılmasını bırakma borcu altına girer (BK.mad.248). Bu tanıma göre kira sözleşmesinde bir nesnenin kullanılması söz konusu olmaktadır.
Somut olayda, mecurun davacıya bakkal dükkânı olarak kullanılmak üzere kiraya verildiği tartışma dışıdır. Yanlar arasında bu yönde bir uyuşmazlık bulunmadığı gibi kira sözleşmesi de bunu apaçık desteklemektedir. Ancak, kiralananın bakkal dükkânı olarak kullanılabilmesi, yönetimin iznine bağlıdır. Oysa hukuksal yönden buna imkan bulunmadığı, İmar Müdürlüğünün yazılarından açıklık ve seçiklikle anlaşılmaktadır. Yine, bu imkânsızlığın, kira sözleşmesinin yapıldığı zamanda bulunduğu, az önce sözü edilen yazı içeriği ile çok belirgin olarak ortaya çıkmaktadır.
O halde mahkemece, yukarıda açıklanan maddi ve hukuki olgular açısından işin esasına girilerek varılacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmek gerekirken yazılı gerekçelerle davanın reddi cihetine gidilmesi doğru görülmemiştir.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK. nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 09.06.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy