(6762 S. K. m. 599) (2004 S. K. m. 72) (1086 S. K. m. 293)
Dava: Dava dilekçesinde M 5.İcra Müdürlüğünün 1999/3902 sayılı dosyasında borçlu olmadığının tespiti, 100.000.000 lira alacağın hükme bağlanması ve masrafların davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın reddi cihetine gidilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Karar: Davacı, davalıların I Köyü Sulama Kooperatifi Başkanı aracılığıyla 1998-1999 yıllarında sera ürünlerini satın almak üzere anlaşma yaptıklarını, seracılara bu nedenle tohum, ilaç vb. emtia bedeline karşılık 100.000.000 lira avans dağıtıp karşılığında 200.000.000 lira bedelli teminat bonosu aldıklarını, ancak 2 yıl boyunca ürünleri alarak müstahsil makbuzu veren davalıların ürün bedelini ödemedikleri gibi, bedelsiz kalan bonoyu icra takibine koyduklarını, bu nedenle bu bono nedeniyle borçlu olmadığının tespiti ile kalan 100.000.000 lira alacağın hükme bağlanmasını talep ve dava etmiştir.Davalı Ziya , ürünleri teslim alan ve senet lehtarı olan şirketin faaliyet göstermediğini, senedi ciro yoluyla devralarak takibe koyan diğer davalının amcasının oğlu olduğunu davanın reddini savunmuştur.Davalı Tevfik vekili, ürün bedelinin teslim alan kişiden istenebileceğini, müvekkilinin davada sözü edilen bonoları ciro yolu ile devralan iyiniyetli 3.cü şahıs olduğunu belirterek davanın reddini dilemiştir.Mahkemece, senedi tahsile koyan davalı Tevfik 3.şahıs olup lehdera karşı ileri sürülebilecek şahsi defilerin buna karşı ileri sürülemeyeceği ve senet bedelinin ödendiği yazılı belge ile kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın reddi cihetine gidilmiş hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Dosya içeriğine göre; davacı davalılar ile yapılan anlaşma uyarınca avans almak suretiyle iki yıl sera ürünlerini P.Tur.Ltd.Şirketine teslim etmeyi taahhüt etmiş, alınan avans nedeniyle şirket adına 200.000.000 bedelli bono vermiştir. Davalı Ziya bu şirketin kurucu iki ortağından biri olup, şirket müdürü olarak da görevlidir. Diğer davalı Tevfik ise amcasının oğlu ve aynı zamanda bonoyu takibe koyan 3.cü kişidir.
TTK.nun 599 maddesine göre; poliçeden dolayı kendisine müracaat olunan kimse keşideci veya önceki hamillerden biriyle kendi arasında doğrudan doğruya mevcut olan münasebetlere dayanan def'ileri müracaatta bulunan hamile karşı ileri süremez; meğer ki hamil poliçeyi iktisabederken savunmaya, esas olan durumu bile bile ve borçlunun zararına hareket etmiş ise borçlu bu savunmayı alacaklıya karşı ileri sürebilir. Bu maddede öngörülen borçlunun zararına bile bile hareket ve kötüniyetin ise yasa koyucu herhangi bir yazılı ispat şeklinden sözetmediği cihetle şahit dahil her türlü delille ispat edilebileceğinin kabulü gerekir.
Açıklanan bu maddi ve hukuki olgulara, dinlenen tanık beyanlarına ve davalı Ziya hakkında dava, dilekçesinde şirketin adı belirtilerek temsilci sıfatıyla dava açılmış olmasına göre; Mahkemece ibraz edilen müstahsil makbuzları davalı Ziya isticvap edilmek suretiyle gösterilerek, bilirkişi vasıtasıyla davacı alacağının varlığı incelenmeksizin eksik inceleme ile hüküm kurulması ve bu yöndeki talep hakkında bir karar verilmemesi doğru görülmemiştir.
Ayrıca kabule göre ise; yakın akrabalık ilişkisi ile tanık beyanlarına göre satım ilişkisinin tarafı olması ve şirketin faaliyetinin fiilen sona ermesi nazara alındığında senedi devralan davalı Tevfik in iyiniyetli 3.kişi kabul edilmesi de doğru değildir.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy