(743 S. K. m. 148) (4721 S. K. m. 182)
Dava: Taraflar arasında görülen nafaka davasının yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Karar: Dava dilekçesinde tarafların boşanması sırasında düzenlenen protokol ile müşterek çocuk için 200.000 TL iştirak nafakasının her yıl %100 Artış ile davalıya ödeneceğinin kararlaştırıldığı bu artış oranının uygulanması ile 1.1.2002 tarihinde ödenmesi gereken nafakanın 256.000.000 TL olacağı gelecek yıllarda bu miktarın daha da artacağı ileri sürülerek davacı için çekilmez hale gelen artış şartının iptali ile 1.1.2002 tarihinden itibaren nafakanın 130.000.000 TL. olarak hüküm altına alınması talep edilmiştir. Mahkemece artış şartının davacı için çekilmez hale geldiği kabul edilerek bu şartın iptali ile, 1.1.2002 günüden itibarın nafakanın 200.000.000 TL olarak hüküm altına alınması cihetine gidilmiştir.
Tarafların İzmir 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1994/1213-1074 sayılı dava dosyası ile anlaşmalı olarak boşandıkları velayeti anneye verilen müşterek çocuk için 200.000 TL iştirak nafakasının her yıl %100 oranında arttırılarak ödeneceğinin kararlaştırıldığı anlaşılmaktadır.
Boşanma tarihinden sonra kararlaştırılan artış şartının uygulanması ile 1.1.2002 tarihinde nafaka miktarı 256.000.000 TL olmaktadır.
Medeni Kanunun 148/2. maddesinde çocuk kendisine tevdi edilmemiş olan tarafın kudretine göre onun infak ve terbiye masraflarına iştirak ile sorumlu olduğu hükmü getirilmiştir. (4721 Sayılı Türk Medeni Kanunu madde 182/2)
Her dava açıldığı tarihteki şartlara göre değerlendirilir. Davacının sigortacılık işi yaptığı, davalının çalışmadığı ve müşterek çocuğun ilköğretim 8. sınıf öğrencisi olduğu anlaşılmaktadır. Tarafların gerçekleşen ekonomik ve sosyal durumları ile müşterek çocuğun giderleri dikkate alındığında protokol ile kararlaştırılan artış oranının uygulanması ile dava tarihinde nafakanın ulaşmış olduğu miktar davacı için çekilmez hal almadığı gibi çocuğun ihtiyaçlarına göre fahiş de değildir. Gelecek yıllarda nafakanın davacı için çekilmez hal alacağı da şimdiden kabul edilemez.
O halde mahkemece dava tarihindeki nafaka miktarı göz önünde bulundurularak davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmiş olması doğru görülmemiştir.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK. nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 01.07.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy