(4721 S. K. m. 683, 688)
Dava: Dava dilekçesinde 5.520.000.000 lira ecrimisilin faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın kısmen kabulü cihetine gidilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra gereği düşünüldü:
Karar: Davacı vekili dilekçesi ile; müvekkilinin babası Fehmi Kavcı'dan miras yolu ile intikal eden meskende davalının ( anne ) tek başına oturduğunu, talep edilmesine rağmen müvekkilinin hissesine düşen kira bedelini davalının ödemediğini iddia ederek, 1997-2000 yılları için toplam 5.520.000.000 lira ecrimisilin faizi ile tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Mahkemece "...her ne kadar davalı vekili tarafından müvekkilinin intifadan men edilmediği iddia edilmişse de, muristen intikal eden müşterek mülkiyette mirasçıların her birinin yasal hakkı bulunduğundan, murisin ölümüyle intifa hakkının yasal olarak herhangi bir ihtara gerek bulunmadan intikal ettiği anlaşılmakla, bu konudaki itirazın reddi gerekir gerekçesi ile" davanın kısmen kabulü ile; 3.563.376.000 lira ecrimisilin faizi ile birlikte tahsiline karar verilmiş, hüküm süresi içerisinde davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Ecrimisile konu edilen taşınmazda taraflar paydaştır. Paydaşlar kural olarak intifadan men edilmedikçe birbirlerinden ecrimisil isteyemezler. İntifadan men koşulunun gerçekleşmesi de; ecrimisil istenen süreden önce davacı paydaşın davaya konu taşınmazdan ya da gelirinden yararlanmak isteğinin davalı paydaşa bildirilmiş olmasına bağlıdır.
İntifadan men koşulunun gerçekleştiği iddiası yemin dahil her türlü delille ispatlanabilir. Bu koşul dava şartı niteliğinde olduğundan gerçekleşip gerçekleşmediğinin mahkemece re'sen araştırılarak saptanması gerekmektedir.
Somut olayımızda; davacı tarafından davalıya çekilmiş bir ihtarname bulunmamaktadır. Davacının, intifadan men koşulunun gerçekleştiği iddiasını ispat bakımından dinlettiği tanık beyanlarından ise; intifadan men'in gerçekleştiği hususu anlaşılamamaktadır.
Mahkemece yapılacak iş; dava dilekçesinde yemin deliline de dayanıldığı dikkate alınarak, davacı tarafa yemin teklif etme hakkı olduğunu hatırlatmak, sonucu dairesinde hüküm kurmaktan ibaret olmalıdır. Yanılgılı değerlendirme ve eksik inceleme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 15.09.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy