(4721 S. K. m. 176) (YHGK. 07.06.1998 T. 1998/2-556 E. 1998/688 K.)
Dava: Taraflar arasında görülen nafaka davasının yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Karar: Dava dilekçesinde; davalının boşandıktan sonra Mersin'e yerleşerek güzellik salonu açtığı, bakmakla yükümlü olduğu kimsesinin bulunmadığı ve kendisini yoksulluktan kurtardığı ileri sürülerek, daha önce hükmedilen yoksulluk nafakasının kaldırılması talep edilmiştir.
Mahkemece; boşandıktan sonra güzellik salonu açan davalının 15.9.2003 tarihinde işyerini kapattığı, ancak faaliyeti süresince 3.796.000.000 lira matrah beyanında bulunduğu, ayrıca dikiş-nakış belgesi olan davalının bu alanda da çalışabileceği, babasının durumu iyi olan davalının bakmakla yükümlü olduğu kimsesinin de bulunmadığı ve yoksulluktan kurtulduğu gerekçesi ile davanın kabulü cihetine gidilmiş; hüküm davalı tarafından süresinde temyiz edilmiştir.
Yoksulluk kavramı yasamızda tanımlanmamış ise de; yeme, giyinme, barınma, sağlık, ulaşım, kültür gibi bireyin maddi varlığını geliştirmek için zorunlu ve gerekli görülen harcamaları karşılayacak düzeyde geliri olmayanların yoksul sayılacağı Hukuk Genel Kurulu'nun 07.06.1998 gün ve 1998/656-688 sayılı ilamında belirtilmiştir.
Yoksulluk nafakasına hükmedildikten sonra ise; ancak Türk Medeni Kanunu'nun 176/3. maddesinde yazılı hallerin gerçekleştiğinin kanıtlanması halinde kaldırılmasına karar verilebilir.
Somut olayda; davalının boşandıktan sonra babasının yanına yerleştiği, oturduğu üç katlı ev ile altındaki dükkanların babasına ait olduğu, maddi durumunun oldukça iyi olduğu ileri sürülmüş, yapılan ekonomik ve sosyal durum araştırmasında ise; davalının babasıyla birlikte oturduğu ve geçiminin onun tarafından sağlandığı anlaşılmaktadır.
Öncelikle belirtmek gerekir ki; boşanan eşe yakınlarının bakması veya onlardan yardım nafakası isteyebilecek durumda olması koşulları oluşmuş ise yoksulluk nafakası talep etmesine engel değildir.
Ayrıca, 14.1.2003 tarihinde faaliyete başlayan söz konusu güzellik salonu 15.9.2003 tarihinde kapatıldığına göre; davalının bu süre zarfında kendisini yoksulluktan kurtaracak seviyede gelir temin edip etmediği yöntemince araştırılmadan eksik inceleme ile hüküm kurulmuştur.
Kabule göre de; kararda nafakanın kaldırıldığı tarihin belirtilmemesi usul ve yasaya uygun bulunmamıştır (HUMK. mad. 388/son).
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK. nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 04.11.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy