(4721 S. K. m. 4, 176)
Taraflar arasında görülen nafaka davasının yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içerisinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki tüm kağıtlar okunarak gereği düşünüldü.
Davacı; davalının ödemekte olduğu aylık 80.000.000 TL. yoksulluk nafakasının, aylık 175 milyon liraya yükseltilmesini istemiştir.
Mahkemece; davacı, karar gününden 7 ay sonra dava açmış olup, aradan geçen 7 ay içinde ihtiyaçlarının arttığını ve davalının mali durumlarının eskiye oranla büyük ölçüde olumlu yönde iyileştiğini ispat edememiştir gerekçesiyle davanın reddi cihetine gidilmiş, hüküm davacı tarafından süresinde temyiz edilmiştir.
TMK. nun 176/4. maddesine göre; tarafların mali durumlarının değişmesi veya hakkaniyetin gerektirdiği hallerde iradın artırılması ya da azaltılmasına karar verilebilir. Davanın açılması belirli bir zaman geçmesine bağlı tutulmamıştır. Kararın kesinleşmesinden kısa bir zaman sonra dava açılması halinde, mahkemece yapılacak iş; bu süre içinde tarafların ekonomik durumlarında önemli bir değişiklik olup olmadığını araştırmak, ülke ekonomisindeki gelişmeleri gözetmek ve TMK. nun 4. maddesindeki hakkaniyet ilkesi de nazara alınarak oluşacak sonuca göre hüküm kurmaktan ibaret olmalıdır.
Somut olayda, önceki artırım davasında; artırılan nafakanın geçerlilik tarihi 3.6.2002 olup, bu dosyadaki dava gününe (4.6.2003) göre; bir senelik süre geçmiştir. Ülkemizdeki ekonomik koşulların bu süre içerisinde değiştiği şüphesizdir. Mahkeme; tarafların ekonomik durumlarındaki değişikliği araştırıp, gelirleri arasında bir oranlama yaparak, önceki nafaka takdirinde taraflar arasında sağlanan dengeyi koruyacak bir karar vermelidir. Davalının önceki dava sırasında aylık geliri 200.000.000 TL. olarak belirlenmiş iken, bu dava dosyasında 400.000.000 TL. olduğu ifade edilmiştir. Davalının gelirinde önemli ölçüde bir artış olduğunun anlaşılmasına göre; nafakanın da hakkaniyet ölçüsünde artırılması gereklidir.
Yukarıda ilkeler dikkate alınmaksızın yazılı biçimde hüküm kurulmuş olması doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir.
Bu itibarla yukarda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı biçimde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu sebeplerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK. nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istem halinde temyiz edene iadesine, 17.05.2004 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy