(4077 S. K. m. 1, 2, 3, 23)
Dava: Dava dilekçesinde 375.897.979 TL. kaçak su bedelinin tahsili için yapılan takibe vaki itirazın iptali, %40 tazminatın masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece Tüketici mahkemesi görevli olduğundan mahkemenin görevsizliğine, dava dilekçesinin görev sebebi ile reddi cihetine gidilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içerisinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki tüm kağıtlar okunarak gereği düşünüldü.
Karar: Davacı, davalının çekilen kaçak su hattından kaçak su kullandığının tutanakla tespit edildiğini, kaçak bedelinin tahsili için yapılan takibe itirazda bulunduğunu beyanla itirazın iptali ile % 40 icra inkar tazminatının davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı cevap vermeyerek davayı reddetmiş, mahkemece tüketici mahkemesinin görevli olduğundan bahisle dava dilekçesinin görev yönünden reddine karar verilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Tüketiciyi Koruma Hakkında Kanun'un 4822 sayılı yasa ile değişik 4077 sayılı kanunun 3. maddesine göre: Tüketici, bir mal veya hizmeti ticari ve mesleki olmayan amaçlarla edinen, kullanan veya yararlanan gerçek veya tüzel kişiyi ifade eder.
4077 sayılı kanun subjektif sistemi kabul ederek, tüketiciyi esas almıştır. Buna göre tüketicinin taraf olduğu her türlü işlem değil ve fakat tüketici işlemleri bu yasanın kapsamına dahil edilmiştir. Yasanın kapsamı başlığını taşıyan 2. maddesine göre: Bu kanun, 1. maddede belirtilen amaçlarla mal veya hizmet piyasalarında tüketicinin taraflardan birini oluşturduğu her türlü tüketici işlemini kapsar Tanımlar başlığını taşıyan 3. maddesine göre ise tüketici işlemi, mal veya hizmet piyasalarında tüketici ile satıcı sağlayıcı arasında yapılan her türlü hukuki işlemi ifade eder.
Abonelik sözleşmeleri; abonman sıfatıyla tüketicinin, bir mal yada hizmet sunan müteşebbisten, belirli bir süreyle düzenli ve periyodik olarak ödenecek bir abonelik bedeli karşılığında ifayı talep etme hakkını elde ettiği, karşı tarafın da belli dönemsel süreler ve birbirini izleyen parçalar halinde o mal yada hizmeti hazırda bulundurmaya yükümlendiği sözleşmeler, abonelik sözleşmeleri denir. Görüldüğü üzere, abonelik sözleşmeleri sürekli borç ilişkisi doğuran bir sözleşme mahiyetinde bulunmaktadır. Dahası, bu sözleşmeler, 4077 sayılı kanunun 2. maddesine göre, tipik birer tüketici sözleşmeleridir.
Tüketici mahkemelerin görevli olduğu konular, Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un uygulanmasıyla ilgili olarak çıkacak her türlü uyuşmazlıklardır (4077 sayılı kanun, mad. 23/1, c.1). Bu durumda, taraflardan birinin tüketici olduğu her türlü hukuksal işlem bu yasanın kapsamı içindedir. O durumda tüketici sözleşmesinin olmadığı hallerde, 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un 1 vd. hükümleri uygulanamayacağı gibi Tüketici Mahkemeleri de görevli olmayacaktır.
Uyuşmazlık konusu olayda taraflar arasında abonelik sözleşmesi bulunmadığı için davalının eylemi (kaçak su kullanımı) haksız fiil niteliğinde kabul edilmelidir.
O durumda taraflardan biri satıcı diğeri de tüketici olsa bile abonelik sözleşmesinin oluşmadığı eylemler Tüketici Kanunu kapsamında kabul edilmeyeceğinden ötürü uyuşmazlığın genel hükümlere göre çözümlenmesi gerektiği düşünülmeden Tüketici Mahkemesinin görevli olduğundan söz edilerek görevsizlik kararı verilmesi doğru görülmemiştir.
Sonuç: Bu itibarla yukarda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı biçimde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu sebeplerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK. nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istem halinde temyiz edene iadesine, 18.05.2004 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy