(1086 S. K. m. 163, 429, 445)
Dava dilekçesinde 4.000.000.000 lira ecrimisilin faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın reddi cihetine gidilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
YARGITAY KARARI
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.
Mahkemece hükmüne uyulan bozma ilamı gereği tam olarak yerine getirilmemiştir.Şöyle ki;
Dava dilekçesinde, davalının da aralarında bulunduğu varislerden satın alınan dava konusu taşınmazı davalının kullandığı, haricen yapılan anlaşmaya göre, satıştan bir hafta sonra davalının tahliye edeceğini kabul ettiği buna rağmen taşınmazı kullanmaya devam ettiği iddia edilerek satış tarihinden bir hafta sonrasından başlamak üzere ecrimisil talep edilmiştir.
Davalı kiracı olduğunu savunarak kira sözleşmesinin Vergi Dairesinde olduğunu ayrıca taşınmazın altı ay süre ile bedelsiz kullanılması hususunda davacı ile anlaştıklarını ileri sürmüştür.
Mahkemece verilen ilk kararda Vergi Dairesinin cevabi yazısında davalının ileri sürdüğü kira sözleşmesinin bulunamadığının bildirilmesi üzerine davacının talep ettiği dönem için ecrimisile hükmedilmiştir. Bu karar Dairemizin 8.4.2003 tarihli ilamı ile davacının 1.6.2000 gününe kadar bedelsiz kullanma konusunda davalıya süre verdiğinin anlaşılmış olması karşısında bu tarihten sonrası için ecrimisile hükmedilmesi gerektiği gerekçesi ile bozulmuştur.
Bozma ilamından sonra ise, Kağıthane Vergi Dairesi Müdürlüğü daha önce mahkemece istenilen kira sözleşmesinin fotokopisini 13.10.2003 tarihli yazı ekinde göndermiş, bu kira sözleşmesine davacı taraf itiraz etmiş, mahkemece bu itirazlar üzerinde durulmadan davalının kiracı olduğu kabul edilerek dava reddedilmiştir.
Taraflarca hazırlama ilkesinin uygulandığı davalarda deliller kural olarak taraflarca gösterilir. 28.11.2000 tarihli cesede mahkemece davalı tarafa delillerini hasredip bildirmesi için 20 günlük kesin süre verilmiş, davalı taraf da 14.12.2000 günlü dilekçe ile aralarında vergi dairesindeki kira sözleşmesinin de bulunduğu delillerini mahkemeye bildirmiştir. Ancak vergi dairesine yazılan müzekkerelere verilen cevaplarda istenilen kira sözleşmesinin bulunamadığı bildirilmiştir.
Davalı taraf vergi dairesinde bulunan kira sözleşmesine delil olarak dayanmış ise de, elinde olmayan nedenlerden dolayı bu delili mahkemeye ibraz edememiştir. O halde yargılama aşaması süresince bu delile dayanabilir. Kaldı ki böyle bir durum HUMK'nın 445/1 maddesine göre yargılamanın iadesi sebebi olarak dahi kabul edilmiştir. Bu nedenle mahkemece kira sözleşmesinin süresinde ibraz edilmiş olduğunun kabul edilmesinde bir isabetsizlik yoktur.
Mahkemece 16.10.2003 tarihli celsede bozma ilamına uyulmasına karar verilmiştir. Kural olarak bozma ilamına uyulmakla, bozma ilamı lehine olan taraf için usuli kazanılmış hak doğar. Bozma kararına uyulması sonunda, kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak yine o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince karar verme mükellefiyeti meydana gelir ve bu itibarla mahkemenin sonraki hükmünün bozmada gösterilen esaslara aykırı bulunması, usule uygun düşmez e bu husus bozma nedenidir. Buna göre Yargıtay'ın bozma kararına uymuş olan mahkeme, bu uyma kararı ile bağlıdır; bozma kararı gereğince inceleme yaparak yeni bir hüküm vermek zorundadır.
Ancak bu kuralın da birtakım (örneğin yeni bir içtihadı birleştirme kararı çıkması; yeni bir yasanın yürürlüğe girmesi; uygulanması gereken yasanın Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmesi; bozma ilamından sonra -karşı tarafın muvafakatı ile bir tarafın davasını veya savunmasını değiştirmesi veya genişletmesinde olduğu gibi) istisnaları vardır.
Olayımızda davalı elinde olmayan nedenlerden dolayı ibraz edememiş olduğu delili bozma ilamından sonra dosyaya ibraz etmiş olduğuna göre, artık mahkemece bozma ilamına uyulmakla usuli kazanılmış hak doğmaz; bu nedenle usuli kazanılmış hakka göre değil, mahkemece yeni oluşacak hukuki duruma göre karar verilmesi gerekir.
Bu nedenlerle de mahkemece vergi dairesi tarafından dosyaya gönderilen kira sözleşmesinin delil olarak değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Ancak, davalı vekili 7.1.2002 tarihli dilekçe ekinde vergi dairesinde bulunduğunu iddia ettiği kira sözleşmesinin bir örneğini fotokopi olarak dosyaya ibraz etmiştir. Bu kira sözleşmesinin başlangıç tarihi 1.12.1991 olduğu halde bozma ilamından sonra vergi dairesince gönderilen sözleşmenin başlangıç tarihi 1.11.1991 olup ilk kira sözleşmesini kiraya veren olarak Nuriye Ö. imzaladığı halde ikinci sözleşmeyi Nuriye Ö. vasisi imzalamış, ayrıca iki sözleşmenin yazılarının farklı olduğu çıplak gözle dahi anlaşılmaktadır. Bu nedenlerle davacı vekilinin kira sözleşmesine yapmış olduğu itirazlar dayanaktan yoksun değildir.
O halde mahkemece davacı tarafın kira sözleşmesine itirazları ve yukarıda anılan hususlar değerlendirilerek sözleşmeye değer atfedilip edilemeyeceği üzerinde durularak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekir. Eksik inceleme ile hüküm kurulmuş olması doğru görülmemiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 17.02.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy