(4721 S. K. m. 4, 364, 365 )(YHGK 07.10.1998 T. 1998/2-656 E.1998-688 K.)
Taraflar arasında görülen nafaka davasının yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içerisinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki tüm kağıtlar okunarak gereği düşünüldü.
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasal gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, diğer temyiz itirazları yerinde değildir.
Ancak, birleştirilen davada; davacı, Açık Öğretim Fakültesi Kamu Yönetimi bölümünde öğrenci olduğundan bahisle davalı babasından yardım nafakası istemiştir. Mahkemece, davacının reşit olup, herhangi bir örgün eğitim kurumda eğitim görmediği, kayıt yaptırdığı öğrenim kurumunun Açık Öğretim Fakültesi olduğu, eğitim şekli açısından davacının çalışmasına engel bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
4721 s. Türk Medeni Kanunu'nun 364. maddesine göre; Herkes, yardım etmediği takdirde yoksulluğa düşecek olan üstsoyu ve altsoyu ile kardeşlerine nafaka vermekle yükümlüdür.
Yine aynı yasanın 365. maddesinin 2. fıkrasında; Dava, davacının geçinmesi için gerekli ve karşı tarafın mali gücüne uygun bir yardım isteminden ibarettir. düzenlemesi yer almıştır.
Hukuk Genel Kurulunun 7.10.1998 tarih ve 1998/656 E.-688 K. s. ilamında da: .... yeme, giyinme, barınma, sağlık, ulaşım, kültür (eğitim) gibi bireyin maddi varlığını geliştirmek için zorunlu ve gerekli görülen harcamaları karşılayacak düzeyde geliri olmayanların yoksul kabul edilmesi gerektiği vurgulanmıştır.
Somut olayda; Davacının Anadolu Üniversitesi İktisat Fakültesi Kamu Yönetimi (Açık Öğretim) bölümünde öğrenci olduğu mevcut belgelerden anlaşılmaktadır. Çocuğun Yaygın (açık) veya Özgün öğretimde öğrenci olması yardım nafakası istemesine engel hal değildir.
Davacının iş bulduğu ve işle öğrenimi bir arada yürütebileceği de kanıtlanmamıştır. Her ne kadar davacı reşit ve sağlıklı olması sebebiyle çalışabilir konumda ise de, davanın açıldığı gün itibariyle işsiz olduğu sabittir. Günün ekonomik koşulları dikkate alındığında da davacının iş bulma imkanı oldukça güçtür. Ayrıca, okuduğu okulu süresinde bitirebilmesi için eğitim dışında bir işle uğraşmaması da gereklidir. Mevcut şartları gereği davacı çocuğun yoksulluk içinde bulunduğunun kabulü zorunludur.
Mahkemece, tarafların sosyal ve ekonomik durumları ve günün ekonomik koşulları gözetilerek, Türk Medeni Kanunu'nun 4. maddesindeki hakkaniyet ilkesi de nazara alınarak uygun bir nafakaya hükmedilmesi gerekirken yazılı gerekçelerle davanın reddi doğru görülmemiştir.
Kabule göre de; davacının yardım nafakası talebi tümden red edildiğine göre, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 19. ve 10. maddeleri gereğince davalı yararına ücreti vekalete hükmedilmemesi de doğru değildir.
Bu itibarla yukarda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı biçimde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu sebeplerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK. nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istem halinde temyiz edene iadesine, 27.05.2004 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy