(4721 S. K. m. 4, 176) (YHGK. 23.11.2005 T. 2005/3-741 E. 2005/634 K.)
Dava: Taraflar arasında görülen nafaka davasının yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Karar: Davacı vekili dilekçesi ile önceki tedbir nafakasının yetersiz kaldığını ileri sürerek, davalının eşi H. Hızarcı'ya ödediği 35.000.000 TL nafakanın 200.000.000 TL'ye, kızı E. Hızarcı için ödediği 20.000.000 TL nafakanın ise 150.000.000 TL'ye yükseltilmesine kara verilmesini talep ve dava etmiştir.
Mahkemece, reşit olan ve eğitimine devam eden davacı E. yönünden yardım nafakası şartlarının oluştuğu dikkate alınarak lehine 100.000.000 lira nafakaya hükmedilmiş, diğer davacı H. yönünden ise aylık 225.000.000 lira maaşla bir temizlik şirketinde çalıştığı gerekçesiyle nafaka artırım talebenin reddine karar verilmiş, hüküm davacılar vekili tarafından süresinde temyiz edilmiştir.
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, sair temyiz itirazları yerinde değildir.
Ancak, somut olayda artırılması istenilen nafaka 17.06.1999 tarihindeki koşullara göre verilmiş olup, işbu davanın açıldığı 02.07.2003 tarihine kadar geçer süre içerisinde tarafların sosyal ve ekonomik durumlarının değiştiği, yine ülke ekonomisindeki gelişmeler ve enflasyon nedeniyle paranın satın alma gücünün azaldığı açıktır.
Öte yandan, nafakanın miktarı belirlenirken TMK. nun 4. maddesinde vurgulanan hakkaniyet ilkesinin gözetilmesi gerekir. Uyuşmazlık konusu davada olduğu gibi davacı kadının çalışarak bir miktar gelir elde etmesi (ihtiyaçlarını giderecek seviyede değil ise) ayrıca eşinden nafaka almasını veya var olan nafakanın artırılmasını talep etmesini engellemez. Ne var ki bu koşullarda takdir edilecek nafaka hakkaniyet ölçüsünde bir miktar olacaktır.
Mahkemece yukarıda açıklanan esaslara göre davacı eş yönünden az da olsa nafakanın artırılması gerekirken yanılgılı değerlendirme ile istemin reddine karar verilmesi doğru bulunmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK. nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 23.09.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy