(4721 S. K. m. 86)
Dava: Dava dilekçesinde nişan hediyelerinin aynen iadesi, olmadığı takdirde 4.000.000.000 lira alacağın faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın kısmen kabulü cihetine gidilmiş, hüküm davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Karar: Davacılar, nişanın haksız olarak bozulması nedeniyle nişan için verilen hediyeler iade edilmediğinden aynen iadesi, olmazsa bedeli olan 4.000.000.000 liranın faizi ile tahsili talep ve dava etmişler, davalılar davacının davalıyı kaçırması nedeniyle nişanın bozulduğunu, eşyaların ise iade edildiğini savunarak davanın reddini dilemişler, Mahkemece eşya bedeli alacağının dava tarihinden itibaren faizi ile birlikte davalılardan müştereken müteselsilin tahsiline karar verilmiş, hüküm davalılar tarafından temyiz edilmiştir.
MK. 86. maddesine göre; nişan bozulursa nişanlıların birbirlerine veya ana-babanın ya da onlar gibi hareket edenlerin diğer nişanlıya vermiş oldukları mutat dışı hediyeler verenler tarafından geri istenebilir. Hediye aynen mevcut değilse, karşılığı sebepsiz zenginleşme kurallarına göre iade edilir.
Somut olayda, davalı nişanlı ergin olduğu halde, davalı olarak husumet yöneltilen annesi Ö. yönünden husumet yokluğu nedeniyle davanın reddi gerekirken, davanın onun yönünden de kabulü doğru görülmemiştir.
Ayrıca, hediyelerin mevcut ise aynen, değilse karşılığının ödenmesi gerektiği, talebin de bu yönde olduğu gözetilmeksizin bedelin tahsiline karar verilmiş olması usul ve yasaya uygun değildir.
Öte yandan, tanık beyanları ve fatura içeriğine göre 8 adet bilezik takıldığı anlaşıldığı halde 10adet bilezik takıldığının kabulü ile buna göre hüküm kurulması, bunun yanında dava konusu hediyelerin değerlendirmesini yapabilecek teknik ve özel bilgiye sahip, tarafsız bir bilirkişinin dinlenmesi gerekirken davacıların sunduğu fatura içeriğine göre dava konusu altınların satın alındığı kişi olan bu nedenle tanık olarak dinlenen kuyumcunun bilirkişi olarak dinlenmesi ve kendi düzenlediği faturada yazılı miktarla çelişen raporu esas alınarak hüküm kurulması doğru bulunmamıştır.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK. nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 13.09.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy