(1086 S. K. m. 389) (4721 S. K. m. 756)
Dava: Dava dilekçesinde suya vaki müdahalenin önlenmesi istenilmiştir. Mahkemece davanın reddi cihetine gidilmiş, hüküm davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.
Karar: Davada, davacıların kadimden beri kullandığı içme suyuna, davalı köy muhtarlığı tarafından kaptaj yapılması suretiyle suya yapılan müdahalenin önlenmesi talep edilmiştir.
Mahkemece; davanın reddine, davalı köy muhtarlığı tarafından dava konusu su kaynağı başına insanların içmesi için çeşme, hayvanların su içmesi için oluk yapıldığı takdirde davalıların köye içme suyu almak için kaptaj ve depo yapmalarına izin verilmesine şeklinde karar verilmiştir.
Hükmü davacılar vekili temyiz etmiştir.
HUMK'nun 389. maddesinde Verilen karar ile iki tarafa tahmil ve bahşedilen vazife ve haklar şüphe ve tereddüdü mucip olmayacak surette gayet sarih ve açık yazılmalıdır hükmü yer almaktadır. Maddeye göre hüküm fıkrasının açık ve icra (infaz) edilebilir olması gerekmektedir.
Oysa mahkemece; kurulan hükümde hem davanın reddine karar verilmiş, hem de davalı tarafa vazife ve haklar verilmiştir. Bu nedenle hükmün infazı kabil olmayacak şekilde şüphe ve tereddüt içerdiği anlaşılmaktadır.
Bundan ayrı, dosya kapsamından dava konusu suyun devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerden çıkması nedeniyle genel su niteliğinde olduğu belirlenmiştir. Genel sulardan ise; herkes kadim ve öncelik hakkı nazara alınmak koşulu ile faydalı ihtiyaç oranında yararlanır.
O halde, bu durumda davacının talebinin daha iyi araştırılması ve sağlıklı bir sonuca ulaşabilmek için, suların en az olduğu bir sulama döneminde, su işlerinden anlayan uzman bilirkişiler seçilerek yeniden keşif yapılmak suretiyle dava konusu suyun debisinin ölçülmesi ve tarafların yararlandıkları başka sular varsa bunlarda dikkate alınarak dava konusu suya olan ihtiyaçlarını belirten ayrıntılı rapor sonucuna göre (eğer davacıların ihtiyacı varsa belirlenecek miktar kadar davalının müdahalesinin önlenmesine) karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK. nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 14.09.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy