(4721 S. K. m. 176) (YHGK. 21.02.2001 T. 2001/2-162 E. 2001/185 K.)
Dava: Taraflar arasında görülen nafaka davasının yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.
Karar: Davada, önceki yoksulluk nafakasının artırılması, birleştirilen davada ise işbu nafakanın kaldırılması istenilmiş; mahkemece, davalının düzenli bir geliri (dul-yetim maaşı) aldığı gerekçesi ile artış istemin reddi, birleştirilen davanın ise kabulü yönünde hüküm kurulmuştur.
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, sair temyiz itirazları yerinde değildir.
TMK'nun 176/3-4. maddesine göre: İrat biçiminde ödenmesine karar verilen maddi tazminat veya nafaka, alacaklı tarafın yeniden evlenmesi ya da taraflardan birinin ölümü halinde kendiliğinden kalkar; alacaklı tarafın evlenme olmaksızın fiilen evliymiş gibi yaşaması, yoksulluğun ortadan kalkması ya da haysiyetsiz hayat sürmesi halinde mahkeme kararıyla kaldırılır.
Tarafların mali durumlarının değişmesi veya hakkaniyetin gerektirdiği hallerde iradın artırılması veya azaltılmasına karar verilebilir.
Somut olayda, davalı kadına 13.09.2000 tarihinden geçerli aylık (75.000.000 TL) yoksulluk nafakası verilmiş, 4.10.2000 tarihinde ölen babasından dolayı en son 350.000.000 TL yetim maaşı almaya başlamıştır. Dul ve yetim maaşının miktar itibariyle yoksulluğu ortadan kaldırmadığı (HGK'nun 21.02.2001 gün 2-162 E, 185 K. sayılı ilamında da kabul edilmiş olup) böylece 75.000.000 lira yoksulluk nafakasının aradan geçen yaklaşık 3 yıllık süre ve nafaka hükmünden sonra davacı kadının gelirindeki artış, davalının gelir durumunun da dikkate alınarak az da olsa artırılması, buna karşın birleştirilen nafakanın kaldırılması davasının ise reddi gerekirken delillerin yanılgılı şekilde değerlendirilmesi sonucu esas davanın reddi, birleştirilen davanın kabulü yönünde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK. nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 14.09.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy