(4721 S. K. m. 995)
Dava: Dava dilekçesinde 6.900.000.000 lira ecrimisilin faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın kısmen kabulü ile 4.920.000.000 liranın tahsili cihetine gidilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Karar: Davacı vekili; davacının tapu kaydı ile malik olduğu daireyi haricen davalıya satıp teslim ettiğini, davalının daireyi kullandığı süre için ecrimisilin tahsilini istemiş, davalı taraf ecrimisil istenilen süre içinde bu ödemenin satış bedelinin iadesi yapılmadığından davanın reddini savunmuş olup, mahkemece yapılan bilirkişi incelemesine göre davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Dava konusu yer tapulu olup, tapulu taşınmazların haricen satışı geçersizdir. Satın alana, ödediği bedel iade edilinceye kadar taşınmaz mal üzerinde hapis hakkı vardır. Bu nedenle, satış bedeli geri verilinceye kadarki zilyetliğin kötü niyete dayalı olduğu kabul edilemez.
Bu husustaki 10.7.1940 ve 77 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı gereğince davalı, satış nedeniyle ödediği bedeli geri alana kadar taşınmaz mal üzerinde hapis hakkını kullanabileceğinden (şeyi geri vermekten kaçınabileceğinden) satış bedeli kendisine iade edilinceye kadar kötü niyetli zilyet olarak kabul edilip ecrimisil ile sorumlu tutulamaz.
O halde; mahkemece davalıya satış bedelinin geri ödendiği tarih saptanarak hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile karar verilmesi doğru değildir.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK. nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 19.02.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy