(4721 S. K. m. 6)
Dava: Dava dilekçesinde 20.000.000.000 (ıslahen 30.963.061.479) lira ecrimisilin faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulü cihetine gidilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Karar: Davacı 10.10.2003 tarihli dilekçe ile; bir kısım taşınmazlarına 1981 yılında el koymak suretiyle imar planı ile toplu konut alanı ilan eden ve altyapı faaliyetlerini başlatan, davalı Belediyece kamulaştırma işlemi yapılmamış olması nedeniyle tasarruf hakkı kısıtlandığından bahisle son 5 yıl için toplam 20.000.000.000 lira ecrimisilin faizi ile tahsilini talep ve dava etmiş, davalı davanın reddini savunmuş, Mahkemece davanın kabulü cihetine gidilmiştir.
Kanunda aksine hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri iddia ve savunmasını ispatla yükümlüdür (MK. m.6).
Buna göre, ispat yükü ilk önce davacıya düşer. Davacı ecrimisil istenen taşınmazların ecrimisil istenen 1998-2003 döneminde davalı tarafından haksız olarak işgale devam edildiğini ispat etmelidir.
Dosya içeriğinden, dava konusu taşınmazların davadan önce imar uygulaması sonucunda 6.11.2002 tarihinde arsa vasfı ile davacı adına tescil edildiği, üzerlerinde kayden herhangi bir kısıtlama bulunmadığı anlaşılmaktadır. D. Belediye Başkanlığı İmar İşleri Müdürlüğü de 12.11.2003 tarihli cevabında parseller üzerinde herhangi bir kısıtlama bulunmadığını bildirmektedir. Delil olarak sunulan ve hükme esas alınan dava konusu taşınmazların kamulaştırma programında olmaları nedeniyle kayıtlarında kısıtlama bulunduğuna dair müzekkere cevabı ise 13.6.1994 tarihli olup, dava konusu dönem tarihinden öncesini kapsamaktadır.
O nedenle, davalı dava konusu taşınmazları işgal etmediğini savunduğu halde, dava konusu dönemlerde işgalin devam ettiğine dair davacı delilleri sorularak toplanmadan, eksik inceleme ile hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Ayrıca, kira esasına göre ecrimisil hesabında emsallere göre ecrimisil hesabı gerekirken, taşınmazın dava tarihindeki değerinin %7'nin yıllık kira bedeli olarak kabulü doğru değildir.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK. nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 13.09.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy