(4721 S. K. m. 2, 995) (743 S. K. m. 908, 3)
Dava: Dava dilekçesinde 1.795.000.000 lira ecrimisilin faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın kısmen kabul ve kısmen reddi cihetine gidilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Karar: Davacı (Şehit Kâmil Belediye Başkanlığı), Çakmak mah. 560 ada 1417 parseldeki 4.nolu işyerinin davalı tarafından işgal edildiğini beyanla 12.10.2000-1.5.2003 tarihleri arası için tahakkuk eden 1.795.000 000 lira işgal tazminatının tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı savunmasında, Belediye Başkanının önerisi üzerine başka bir mahallede bulunan önceki işyerlerini boşalttıklarını ve Belediye tarafından gösterilen yere kendi olanakları ile dava konusu dükkânı yaptığını; bu yerinde park alanında kaldığı nedeniyle tahliyesinin istenildiğini bunun üzerine taşınmazın boşaltıldığını ileri sürerek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, bilirkişi tarafından saptanan 470 428 000 lira üzerinden davanın kısmen kabulü cihetine gidilmiştir.
Ecrimisil, hak sahibi zilyedin kötü niyetli zilyetten isteyebileceği tazminattır.
Medeni Kanunun 908. maddesine göre (TMK. 995. m.) ve 8.3.1950 gün ve 22/4 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da kabul edildiği gibi, başkasının taşınmazını haksız olarak kullanmış olan kötü niyetli kimse, o taşınmazı haksız olarak elinde tutmuş olmasından doğan zararları ve malikin elde ettiği veya elde etmeyi ihmal eylediği semereleri tazmin ile yükümlüdür.
Davalının haksız işgal ettiği işyeri için, işgali sabit olan süre ile ecrimisil ödeme sorumluluğu vardır.
Dosya içerisinde bulunan, aynı yere ilişkin Gaziantep 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2002/22 -616 sayılı tazminat dosyasında Belediyenin 25.1.2002 tarihli cevap dilekçesinde (2) nolu bentte ...söz konusu taşınmaz geçici olarak davacıya iş yeri teminine yönelik olarak verildiğinden ... sözlerinden davalının kullanımının haksız olmadığı anlaşılmaktadır. Her ne kadar yazılı tahsis bulunmamakta ise de rızaya dayalı bir kullanım söz konusudur.
Hakkının mevcut olmadığını bilmeyen ve duruma göre göstermesi gereken dikkate göre bu ciheti bilmesi icap etmeyen kimse iyi niyet sahibidir. (MK m.3). Davacı idarenin bu muvafakatini 26.4.2002 tarihinde tebliğ edilen ihtarname ile kaldırdığı anlaşılmaktadır. Bu tarihten sonrası için davalı ecrimisil ödemekle sorumlu olacaktır.
O halde mahkemece, davalının savunması üzerinde durularak tahliye tarihinin kesin olarak saptanması ve sonucuna göre haksız işgal ettiği döneme ilişkin ecrimisile hükmedilmesi gerekirken eksik inceleme ile hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK. nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 07.10.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy