(1086 S. K. m. 389, 428)
Dava: Dava dilekçesinde suya vaki müdahalenin önlenmesi istenilmiştir.
Mahkemece davanın kısmen kabulü cihetine gidilmiş, hüküm taraf vekilleri tarafından duruşma istekli olarak temyiz edilmiş ise de, koşulları oluşmadığından duruşma talebinin reddine karar verildi.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.
Karar: Davada, davacıların yararlandığı kaynak suyuna davalı Belediye tarafından kanal kazılmak suretiyle suya el atılmasının önlenmesi talep edilmiştir.
Mahkemece; davanın kısmen kabulü ile genel su niteliğinde bulunan kaynak suyunun davacıların ihtiyacı oranında kullanılmasına, davalının bu miktardaki suya müdahalenin önlenmesine, davacıların ihtiyacından fazla olan suya müdahalenin önlenmesi talebinin reddine karar verilmiştir.
Hükmü taraf vekilleri temyiz etmiştir.
HUMK. nun 389.md. de verilen karar ile iki tarafa tahmil ve bahşedilen vazife ve haklar şüphe ve tereddüdü mucip olmayacak surette gayet sarih ve açık yazılmalıdır hükmü yer almaktadır. Maddeye göre hüküm fıkrasının açık ve icra (infaz) edilebilir olması gerekmektedir.
Mahkemece; hüküm fıkrasında, davacıların ihtiyacı olan suyun lt/sn olarak net ve açık bir şekilde miktarının belirtilmesi, bu konuda gerekirse yeniden keşif yapılarak alınacak bilirkişi raporuna göre belirlenecek miktar kadar suya davalının müdahalesinin önlenmesine, fazla olan suyun yine miktar olarak (net ve açık şekilde belirtilerek) davalıya verilmesine şeklinde hüküm kurulması gerekirken, yazılı şekilde infaz kabiliyeti olmayan, şüphe ve tereddüt içerecek şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK. nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 19.10.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy