(1086 S. K. m. 237)
Dava: Dava dilekçesinde 4.192.422.737 lira faiz alacağının masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın kısmen kabulü cihetine gidilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Karar: Davacı vekili dilekçesi ile; Şişli 5.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2000/1544 E-2001/951 K. sayılı 20.9.2001 tarihli ilamı ile; 4.773.156.816 lira ecrimisil alacağının davalıdan alınıp davacıya verilmesine hükmedildiğini, söz konusu alacağın fazlaya ilişkin hak saklı kalmak kaydı ile 26.10.2000 tarihine kadar işlemiş faizleri ile birlikte dosyaya konulduğunu, 26.10.1000 tarihinden sonra işleyen faizler için İstanbul 11.İcra Müdürlüğünün 2002/593 E.nolu dosyası ile yapılan ikinci icra takibinin ise; İstanbul 2.İcra tetkik mercii Hakimliği'nin 2002/164 E.nolu dosyası ile iptal edildiğini oysa, ilk takipte 26.10.2000 tarihine kadar olan işlemiş faizin istendiğini, iptal edilen takipte ise; 26.10.2000 tarihinden sonraki faizlerin talep edildiğini, davacının mahkeme ilamı ile icraya konulan 4.773.156.816 TL ana paraya tahakkuk eden 26.10.1000 tarihinden asıl alacağın takas tarihi olan 11.04.2001 tarihine kadar (527 günlük) birikmiş faiz alacağı bulunduğunu iddia ederek, fazlaya ilişkin hak saklı tutularak 4.192.422.737 TL faiz alacağın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde, ecrimisil alacağına konu ilamın icraya konulması üzerine; alacağın bütün fer'ileri ile birlikte takas suretiyle tamamen ödendiğini bu nedenle davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, ...Ancak, takip talebinde, takipten sonra ödemeye kadar da faiz talep edilmiş, bu faiz talebi itiraz veya şikayete konu yapılmamakla kesinleşmiştir. Dolayısı ile davacının takipten sonra ödemeye kadar hesaplanması gereken faiz alacağı vardır... gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 01.0312.618.124 liranın dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmektedir.
Davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine,
Davalı vekilinin temyiz itirazlarına gelince;
Davada, Yargıtay 3. Hukuk Dairesince onanıp kesinleşen Şişli 5.Asliye Hukuk Mahkemesinin 20.9.2001 tarih ve 2000/1544 Esas, 2001/951 Karar sayılı ilamı ile davacı lehine hükmolunan, 4.773.156.816 lira ecrimisil alacağının; 26.10.2000 tarihinden sonrası için işlemiş faizi istenilmektedir.
Oysa kesinleşen mahkeme ilamında; Davacı H. J. M.'in 1/2 hissesine düşen 4.773.156.816 TL ecrimisilin 01.01.1996 tarihinden 01.01.1998 tarihine kadar %30, 01.01.1998 tarihinden 01.01.2000 tarihine kadar %50, 01.01.2000 tarihinden itibaren ise 3095 sayılı kanunun 4489 sayılı kanunla değişik 1. maddesi gereğince dönem sonu itibarı ile 26.10.2000 tarihine kadar işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı H. B. E. (M.)'den tahsili ile davacı H. J. M.'e ödenmesine, davacının fazlaya ait ecrimisil talebinin reddine karar verilmiştir.
Bilindiği ve Usulün 237/2. maddesi hükmünde de açıkça vurgulandığı veçhile kesin hükmün varlığından söz edilebilmesi için, daha önce verilen ve kesinleşmiş olan hükme ilişkin dava ile sonradan açılan davada, iki tarafın, dava konusunun ve sebebinin aynı olması gerekir. Bir başka anlatımla, aynı taraflar arasında, aynı konu hakkında ve aynı sebebe dayanılarak daha önce bir dava açılmış ve verilen hüküm kesinleşmiş ise o konuda kesin hüküm var demektir ve artık aynı uyuşmazlık yeniden dava konusu yapılamaz; yapıldığı takdirde, mahkemenin, kesin hükmün varlığını re'sen gözeterek davanın reddine karar vermesi gerekir. Çünkü, kesin hüküm dava şartlarından olup, kamu düzeni ile ilgilidir.
Davacı taraf, bu davada talep ettiği faiz alacağını önceki davada da talep etmiş olmasına rağmen mahkemece; 26.10.2000 tarihine kadar faize hükmedilmiştir. Faiz talebi kısmen ret edildiği halde davacı taraf temyiz yoluna başvurmamış, böylece kendisi yönünden hüküm kesinleşmiştir. Mahkemece, kesin hükmün varlığı gözetilerek davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde kısmen kabule karar verilmiş olması doğru görülmemiştir.
Öte yandan, mahkeme gerekçesinde; davacının icra takibinde ilamda belirtilen alacak için takip tarihinden sonrası için faiz talebi bulunduğu, dolayısıyla borcun ödenmesine kadar geçen süre için faiz alacağı doğduğundan bahsedilmekte ise de; ilama dayalı icra takibinin 18.10.2001 tarihinde yapıldığı ve aynı tarih (18.10.2001) itibariyle takas mahsubuna karar verildiği İstanbul 6.İcra Tetkik Mercii Hakimliğinin 2001/1841-1527 sayılı ilamında anlaşıldığından, takipten sonrası için işlemiş faizden de söz edilemez.
Kabule göre de; dava dilekçesinde faiz talebi bulunmadığı halde, dava tarihinden itibaren alacağın faiziyle birlikte tahsiline hükmedilmiş olması da doğru değildir.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK. nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 13.09.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy