(818 S. K. m. 61)
Dava: Dava dilekçesinde 20.312.500.000 lira alacağın faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın kısmen kabulü ile 11.493.610.500 liranın tahsili cihetine gidilmiş, hüküm taraf vekilince temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Karar: Davacılar vekili dava dilekçesinde, davacılar ile davalının müşterek muris tarafından (Hazine adına tespit ve tescil görmüş yerde) ev, depo, kümes, ahır vs.nin yapıldığını, daha sonra Hazine tarafından açılan ihale sonucunda taşınmazın davalı tarafından üzerindeki muhtesat ile birlikte satın alındığını bu nedenle muhtesat bedelinden davacıların payına düşen 20.312.500.000 liranın davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Mahkemece, toplam muhtesat bedelinden davalının miras payı çıkarıldıktan sonra geri kalan 11.493.610.500 liranın (her bir davacıya eşit olarak ödenmek üzere) davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Dava konusu muhtesatların bulunduğu taşınmaza ait 25.4.1994 tarihli kadastro tutanağı ile 27.11.2002 tarihli tapu kaydı üzerinde Bu parsel üzerindeki yapılar seviyen ve müştereken H. Biçer (müşterek muris) ve Ş. Biçer'e (davalıya) aittir şerhi bulunmaktadır.
Kadastro tutanağı ve tapu kaydı iptal edilmediği sürece söz konusu şerhin taşınmaz üzerindeki muhdesatlar yönünden davalıya 1/2 mülkiyet hakkı tanıdığı anlaşılmaktadır. Nitekim davacılar tarafından bu şerhin iptal edildiği iddia ve ispat edilmemiştir. Kaldı ki son celsede davacılar vekilinin tapu kaydı ile kadastro tutanağına bir diyeceğinin olmadığını belirten beyanı bulunmaktadır.
Bu durumda dava konusu muhtesatların 1/2 sinin davalının mülkiyetinde bulunduğu, geri kalan 1/2 sinde de miras payı olduğu ve muhtesat bedelinin davalının mülkiyet hakkı ve miras payı dikkate alınarak hesaplanması gerektiği düşünülmeden mahkemece; davalının sadece miras payı çıkarıldıktan sonra geri kalan kısım yönünden karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Ayrıca, davacı anne H.'nin 4/16 payı olduğu düşünülmeden, diğer davacı çocukları ile birlikte aynı miktarda (3/16) muhtesat bedeline karar verilmesi doğru değildir.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK. nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 11.10.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy