(4721 S. K. m. 683, 995) (1086 S. K. m. 275, 281)
Dava: Dava dilekçesinde 80.000.000.000 lira ıslah ile 151.794.650.000 TL ecrimisil alacağının faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulü cihetine gidilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Karar: Davada, İkitelli Mevkii 530 Ada 1 parselde kayıtlı gayrimenkulün 8183/287556 hissenin davalı tarafından işgali nedeniyle 80.000.000 Lira ( ıslah ile 151.794.650.000 ) ecrimisilin tahsili istenilmiştir.
Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş olup hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Medeni Kanunun 995. maddesine göre ve 8.3.1950 gün ve 22/4 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da kabul edildiği gibi; başkasının taşınmazını haksız olarak kullanmış olan kötüniyetli kimse, o taşınmazı haksız olarak elinde tutmuş olmasından doğan zararları ve elde ettiği veya elde etmeyi ihmal eylediği semereleri tazmin ile yükümlüdür. Zira işgal davası gelir getirebilecek bir yerin haksız işgali nedeni ile malikin o yerden olağan biçimde yararlanmaması yüzünden mal varlığındaki artışa engel olmaktır. Bu engel olmanın sağladığı malvarlığına girmeyen çoğalma en az kira, en çokta tam gelir yoksunluğu olarak değişebilir. Tazminatın amacı, elatma olmasaydı malikin mal varlığı ve durumda olacak idiyse o durumun sağlanmasıdır.
İlke olarak; ecrimisil davalarında istenebilecek ecrimisil miktarı tam kar mahrumiyeti olabileceği gibi, taşınmazın getirebileceği kira parası da olabilir.
Hükme dayanak yapılan bilirkişi raporunda; soyut bir takım belirlemelerle ecrimisil hesabı yapılmış ise de; gayrimenkulün arsa niteliği itibariyle ve davacının payı gözetildiğinde belirlenen bedelin neye göre saptandığı anlaşılamamıştır.
Oysa, HUMK.nun 275 ve devamı maddeleri gereğince çözümü özel veya teknik bir bilgiyi gerektiren hallerde hakim, bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir.
Bilirkişi raporu hazırlarken, raporun dayanağı olan somut ve özel nedenleri bilimsel verilere uygun olarak göstermek zorundadır. HUMK.nun 281. maddesine göre, bilirkişi raporu; Yargıtay denetimine de elverişle olacak şekilde bilgi ve belgeye dayanan gerekçe ihtiva etmelidir. Ancak bu şekilde hazırlanmış raporun denetimi mümkün olup hükme dayanak yapılabilir.
Mahkemece yapılacak iş; benzer nitelikteki yerlerin işgal tarihindeki kira paraları araştırılıp, varsa emsal ( kira sözleşmeleri de getirtilerek yeniden oluşturulacak bilirkişiler ) marifetiyle inceleme yapılmak suretiyle dava konusu taşınmazın büyüklüğü, mevcut kullanım durumu, kullanma elverişliliği ve davacı hissesi de gözetilerek işgal tarihindeki ecrimisil miktarını belirlemek ve alınacak rapor doğrultusunda karar vermek olmalıdır.
Yukarıda açıklanan hususlar da araştırma yapılamadan eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde karar verilmiş olması doğru görülmemiştir.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 17.2.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy