(2004 S. K. m. 72) (1086 S. K. m. 239)
Dava: Dava dilekçesinde 2004/1359 sayılı dosyada 2250 Dolar karşılığı olan 3.234.375.000 lira borçlu olmadığının tespiti senedin iptali, % 40 inkar tazminatının masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın reddi cihetine gidilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Karar: Davacı, icra yoluyla yapılan ilamsız takibin kesinleşmesi üzerine, 2250 USD borcunu haricen ödeyerek 28.7.2004 tarihinde ibraname aldığını, ancak alacağı tahsil etmiş olmasına rağmen davalının bu kez de aynı borca ilişkin senedi icra takibine koyarak 2250 USD'nin tahsilini istediğini, mükerrer yapılan bu takip nedeniyle borçlu olmadığının tespiti ile bononun iptalini talep ve dava etmiştir.
Davalı, 4500 USD borç verdiğini 2250 USD senetsiz ise de 2250 USD' lik kısmı için senet aldığını, bu nedenle ayrı ayrı takip başlattığını savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, ispat yükü kendisine düşen davacının borcun ödendiğini kesin delil ile ispat etmesi gerektiğinden söz edilerek davacının teklif ettiği yemini davalı tarafından eda edildiği nedeni ile davanın reddine karar verilmiştir.
Dosya içeriğine göre, davalı 2250 USD alacak için davacı aleyhine 01.03.2004 tarihinde ilamsız takip başlatmış itiraz edilmeksizin bu takip kesinleşmiş, mal beyanında bulunmamaktan davacı hakkında icra ceza mahkemesine açılan dava nedeniyle davalı 28.7.2004 tarihinde 2250 Dolarımı aldım, şikâyetimden vazgeçiyorum beyanını içeren dilekçe vermiştir. Daha sonra 23.11.2004 tarihinde 20.6.2004 tanzim 1.7.2004 vade tarihli senetle takip başlatmıştır.
Davalı 4.500 USD borç verip yarısına senet aldığını, bu nedenle toplam alacağın 4.500 USD olduğunu iddia ettiğine göre, ispat yükünün davalıya ait olduğu kabul edilmelidir.
İspat yükü kendisinde olmayan davacının davalıya teklif ettiği yeminin edası hukuksal sonuç doğurmaz (HUMK. mad.239).
Mahkemece, davalının beyanından sonra, ispat yükünün davalıya geçtiği göz ardı edilerek, davacının sunduğu ibraname ve olayın yukarıda izah edilen akışına rağmen yazılı belge ile ispat edilemediğinden bahisle davanın reddi doğru görülmemiştir.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK. nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 1.12.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy