(818 S. K. m. 61) (6570 S. K. m. 11)
Dava: Dava dilekçesinde 7.000.000.000 lira (ıslah ile 45.059 YTL) alacağın faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulü cihetine gidilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Karar: Davacı vekili dilekçesinde, davacının 12/A nolu gecekondusundan dolayı davalı Belediyeden hisse tapusu aldığını, ancak Belediye Encümeninin 14.5.1996 tarihinde hisse tapusunu iptal ettiğini, bu karar ilişkin davacı tarafından idare mahkemesinde açılan davanın aleyhine sonuçlanıp, Danıştay tarafından onanması üzerine, davacının davalıdan arsa bedelinin günün rayicine göre ödenmesinin talep edildiği, davalının ancak tahsis yapılan 1985 tarihindeki bedeli ödeyeceğini bildirildiği, bu nedenle; mahkemece rayiç bedelin tesbit edilerek fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla 7.000.000.000 TL (ıslah ile 49.059.000.000 TL) nın, dava tarihinden işleyecek gecikme faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş, hükmü davalı vekili temyiz etmektedir.
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, sair temyiz itirazları yerinde değildir.
Ancak, rayiç değer ifa bedeli olup, geçerli bir sözleşmeye dayanılarak talep edilebilir. Oysa olayımızda, iptal edilen geçersiz bir sözleşme söz konusudur. Bu durumda taraflar, ancak sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre verdiğini geri alabilirler.
Geçerli bir sebebe dayanmaksızın, bir kişinin malvarlığından diğerinin mal varlığına kayan değerin iadesi ise denkleştirici adalet kuralına göre olmalıdır. Bu bakımdan iadeye karar verilirken, paranın alım gücünün ilk ödeme günündeki alım gücüne ulaştırılması ve o şekilde iadeye karar verilmesi gerekir.
Bu durum karşısında mahkemece yapılacak iş, davacının, davalıya ödemiş olduğu arsa bedelinin, idare mahkemesi kararının kesinleştiği tarih itibariyle ulaştığı alım gücünün (değerinin) ne olabileceği denkleştirici adalet kuralına göre, gerektiğinde konusunda uzman bilirkişi kurulundan nedenlerini açıklayıcı, taraf ve Yargıtay denetimine elverişli rapor da alınarak belirlenmek ve bu yolla belirlenecek miktara hükmetmekten ibaret olmalıdır.
Mahkemece, yukarıda belirtilen hususlar göz önünde bulundurulmaksızın, rayiç bedel esas alınmak suretiyle hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK. nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 22.12.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy