(1086 S. K. m. 45) (4721 S. K. m. 683)
Dava: Dava dilekçesinde 7.500.000.000 lira ecrimisilin faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın reddi cihetine gidilmiş, hüküm davacılar tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Karar: Davacılar, ortak muristen kalan taşınmazlarda davalılarla birlikte malik olduklarını, tamamının davalılarca kullanıldığını, bir çok kez müracaat etmelerine rağmen pay verilmediğini ve tasarruflarının engellendiğini beyanla dava tarihinden (30.7.2003) geriye doğru 3 yıllık ecrimisil tutarı olarak şimdilik 7.500.000.000 TL'nın dava tarihinden itibaren faizi ile birlikte davalı kardeşlerinden tahsilini talep ve dava etmişlerdir.
Davalılar, intifadan men koşulunun oluşmadığını, davacıların annelerinin ölümünden sonra dava konusu taşınmazlarla hiç ilgilenmediklerini, her iki parseldeki ev, ahır, dam, kuyu ve ağaçların mülkiyetinin tespiti ile ilgili dava açtıklarını, tümünün kendi emek ve masraflarıyla yapılıp yetiştirildiğini beyanla davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, davacıların kullanımına engel olunduğu iddiasının kanıtlanamadığı intifadan men koşulunun gerçekleşmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacılar tarafından temyiz edilmiştir.
Dosya içerisinde mevcut mülkiyetin tespiti dava dosyasının incelenmesinden; davalılar tarafından açılmış aynı parsellerdeki ev, dam, kuyu ve ağaçların kendilerine aidiyetinin tespitine ilişkin dava olduğu ve derdest bulunduğu anlaşılmaktadır.
Ecrimisil ile ilgili talebin incelenebilmesi için öncelikle taraflar arasındaki mülkiyet uyuşmazlığının çözümlenmesi gerekir. Derdest olan mülkiyetin tespiti davasının bekletici mesele yapılarak sonucuna göre; tapuda bahçe olarak vasıflandırılmış taşınmazların bir kısmının keşif sonucu verilen bilirkişi raporu ile de kapama kayısı bahçesi olduğu anlaşılmış olmakla, murisin diktiği tespit edilen ve doğal semere getiren ağaçlardan elde edilecek gelir nedeniyle davalıların sorumlu olduğu intifadan men aranmaksızın hususu nazara alınarak bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiştir.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 24.2.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy